31 Ocak 2025 Cuma

Platin ve Paladyum - Üretim Maliyetleri ve Fiyatlara Etkisi

 



Yukarıdaki tablonun ikinci satırında gördüğünüz PGM ifadesi Platin Grubu Metaller anlamına geliyor.

PGM'ler platin (Pt), paladyum (Pd), rodyum (Rh), rutenyum (Ru), osmiyum (Os) ve iridyumdur (Ir). Altı metal genellikle birlikte bulunur, ancak bunların göreli bollukları önemli ölçüde değişebilir.


Bir arada bulundukları için madenlerdeki üretimleri de aynı anda gerçekleşir. Rezerv miktarları da dolayısıyla, platin ve paladyum için ayrı ayrı değil PGM’ler olarak toplu halde verilmektedir. İşte, günümüzde bilinen PGM rezerv toplamı 70,000 ton civarındadır.


Şimdiki tablonun son sütununda dünyadaki PGM rezervlerinin çoğunun Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bulunduğunu görüyorsunuz. Dünya genelinde 71,000 ton olarak gözüken rezerv toplamının ileri tarihlerdeki olası keşifler sonrasında 100,000 tona çıkabileceği tahmin edilmektedir.

Üretim rakamlarına baktığımızda ise geri dönüşümün hariç tutulduğu madenlerdeki Paladyum üretiminin senelik 190 ton, Platin üretiminin ise 171 ton olduğu anlaşılıyor. Altın ve gümüşün senelik üretimleri ise bu iki metalin çok çok üzerindedir.

Platinin yerkabuğunda bulunma oranının paladyumun üçte biri olduğunu biliyoruz. Günümüzdeki üretim rakamları göz önüne alındığında, platinin 83 yıllık, paladyumun ise 225 yıllık ömürleri kaldığı söylenebilir. Bu sayılar altın için 16 yıla ve gümüş için 24 yıla denk geliyor.

Gerek platin gerekse paladyum maliyetlerinde gerileme yaşanmaktadır. Burada birinci neden en büyük üretici durumundaki Güney Afrika para biriminin ABD doları karşısında değer kaybetmesidir.


İkinci neden mücevherat ve yatırım maksatlı platin kullanımında yaşanan büyük gerilemedir. Sanayi ve otomotiv sektörlerinde böyle bir gerileme söz konusu değil. Ancak toplam talebin düşmüş olması, yüksek maliyetli madenlerin üretimlerini durdurmasına, bu durum da toplam maliyetlerin ortalamalar anlamında gerilemesine neden oluyor.


Dolayısıyla platinin üretimin maliyeti 2013 yılındaki 1200’lü seviyelerden günümüzde 800 dolara kadar gerilemiş durumda.


Öyle ki artık, platin üretimi küresel platin talebinin altında bulunuyor. 2023 yılında 759 kilo onsluk, ya da bir başka ifadeyle 23.6 tonluk bir açık doğdu. İşte bu açığın 2027 yılına kadar her sene tekrarlanacağı tahmin ediliyor. Çünkü kapatılan ya da üretimi durdurulan madenlerin, platin fiyatı yükselse bile, bugünden yarına hemen devreye alınabilmesi mümkün değil.


Dolayısıyla şu önümüzdeki 1-3-5 yıl içerisinde, platinin piyasa fiyatının artarak yükselmesi yönündeki ilk neden, üretim sahasında görülen bu zoraki gerilemenin bizatihi kendisi oluyor.

Paladyumun üretim maliyeti ise platine göre daha kolay elde edilebilmesi nedeniyle 500 dolar civarında. Bu maliyetleri piyasa fiyatlarıyla karşılaştırdığımızda platinin altın ve gümüş dahil alım yönünden ne kadar avantajlı olduğu çok net anlaşılıyor. Tüm diğer değerli metallerin piyasa fiyatı maliyetinin iki katına yakın değerlemelerde bulunurken, platinin piyasa fiyatı yalnızca %18 yukarıda.


Platine yönelik yatırım ve mücevherat talebi arttığında platinin değeri yükselecek, bu durum yüksek maliyetli madenleri yeniden devreye sokacak ve tüm bu süreç, gerek piyasa fiyatı gerekse bu fiyatın üretim maliyetlerine oranı olarak platinin altını bir kez daha yakalamasına ve hatta geçmesine neden olabilecektir.

Çünkü tarihsel olarak platin fiyatı her zaman altının üzerinde olmuştur. Bir sonraki bölümde grafikler üzerinden bu durum ayrıntısıyla incelenmiştir.

30 Ocak 2025 Perşembe

Değerli Metal Madenciliği Nasıl Yapılır?

 

Yukarıdaki tablonun ilk satırında ppm, yani milyon miktar başına, ya da bir kilogram toprakta miligram olarak, ne oranda değerli metal bulunduğu gösteriliyor.

Bu konuyu biraz açalım. Ayağınızı bastığınız 1000 ton toprağı hiç kayıp vermeyecek şekilde elerseniz bu 1000 ton topraktan, ortalama olarak elbette, 75 gram gümüş, 15 gram paladyum, 5 gram platin ve yalnızca 4 gram altın elde edersiniz.

Elbette böylesi bir yöntem ne ekonomiktir ne de hiç kayıp vermemek olasıdır.

Dolayısıyla herhangi bir metalin madenciliğinin yapılabilmesi için normalden 100 ila 1000 kat daha yüksek konsantrasyon seviyelerine sahip cevherlerin bulunması gerekir.

Değerli metalleri çıplak gözle görmek çoğu durumda mümkün değildir. Bunların çıplak gözle görülebilmesi için en az 30 ppm’lik yoğunluğa sahip olmaları gerekir.

Dolayısıyla jeolojik araştırmalar ve fizibilite çalışmaları yapılır, cevherin tespit edildiği bölgedeki projenin ekonomik olup olmadığı değerlendirilir ve madencilik faaliyetine ancak bundan sonra başlanır.

Bu nedenle değerli madenlerin yerkabuğunda bulunma oranları ile kanıtlanmış rezerv miktarları birbirleriyle uyumluluk göstermeyebilir. Rezerv miktarlarının zaman içerisinde büyümesi elbette mümkündür ancak bu rezervler hiçbir zaman yerkabuğunda bulunma oranlarının belirli yüzdelerinin üzerine çıkamazlar.

Tablomuzun ikinci satırını bu kapsamda incelemeliyiz. Burada gördüğünüz PGM ifadesi Platin Grubu Metaller anlamına geliyor.

PGM'ler platin (Pt), paladyum (Pd), rodyum (Rh), rutenyum (Ru), osmiyum (Os) ve iridyumdur (Ir). Altı metal genellikle birlikte bulunur, ancak bunların göreli bollukları önemli ölçüde değişebilir.



29 Ocak 2025 Çarşamba

Kağıt Altın, Kağıt Gümüş


 

Bu önemli tabloda, fiziki altın karşısında tüm akçaların toplam değerinin %17.84’e, yalnızca Bitcoin’in ise %10.25’e ulaştığı görülüyor. Duruma böyle bakıyor ve Bitcoin’e “sanal altın” diyorlar. Oysa bu tam bir aldatmacadır çünkü tıpkı bu sanal akçalar gibi, altın ve gümüşün de ETC’ler, ETF’ler, altın ve gümüş hesapları, sertifikaları, fonları, vadeli işlemler ve opsiyonlar gibi pek çok sanal yatırım aracı bulunmaktadır.


Öyle ki kağıt altının fiziki altına oranı 127:1, kağıt gümüşün fiziki gümüşe oranı ise bundan çok daha yüksek bir değer olan 380:1 seviyesindedir. Dolayısıyla bu miktarları göz önüne alarak yeniden hesap yaptığımızda, kağıt altın dahil altının toplam piyasa değeri 2.3 katrilyon dolara ve kağıt gümüş dahil gümüşün toplam piyasa değeri de 670 trilyon dolara yükselmektedir.

Tüm akçaların toplam değeri bu kapsamda altının yalnızca binde 1.4’lik kısmına gerilemekte, Bitcoin’in ağırlığı da aynı şekilde on binde 8’e düşmektedir.

Altın ve gümüş yatırımları hala, insanların birikimlerini en büyük oranda değerlendirdiği enstrümanlar durumundadır. Ve daha uzunca bir süre de değişecek gibi durmamaktadır.


26 Ocak 2025 Pazar

Platin ve Paladyum Rezervi, Ömrü, Çıkarılma Miktarı (PGMs)

 


Platin parlak gümüş renginde bir metalken, paladyum biraz daha koyudur ve gri bir tona sahiptir.

Yine platin, paladyumdan daha yoğun ve daha ağırdır. Hatta görüyorsunuz, dört değerli metal arasında platin, içlerinde en yoğun ve en ağır olanıdır.

Altın santimetre küp başına 19.50 gram yoğunluğa sahipken, platinin yoğunluğu 21.45 g/cm3’dür. Diğerlerini tablodan izliyorsunuz.

Bu yoğunluğu hacimsel ve daha büyük ölçekli olarak şöyle ifade edebiliriz: 100 ton altın 5.13 metre küp hacme sahipken, 100 ton platin 4.66 metre küplük hacme sığar. Oysa aynı miktar gümüş için bunun iki katı olacak şekilde 9.52 metre küplük hacim gerekir.

Üçüncü sırada “Mahşerin Dört Atlısı” diyebileceğimiz bu dört değerli metalin, günümüze kadar yeryüzünde çıkarılmış miktarlarını görüyorsunuz. Platin ve Paladyum’un onar bin ton civarlarındaki miktarlar ile tarihin başlangıcından bu yana ne kadar az çıkarıldıklarını fark etmiş olmalısınız. Bunun nedenlerinden biraz sonra söz edeceğiz.

Bu değerli metaller için olimpik havuz benzetmesi çok kullanılır. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, şu an kadar çıkarılmış platin miktarının bir olimpik havuzun yalnızca %14’ünü, paladyumun %18’ini doldurabileceğini anlıyoruz. Paladyum daha az çıkarılmasına karşın daha çok yer kaplıyor çünkü özgül ağırlığı platinin neredeyse yarısı kadar.

Şu ana kadar çıkarılmış altın miktarı ise yaklaşık 3 olimpik havuz doldurabiliyor. Gümüş için ise bu miktar 44 olimpik havuza denk geliyor. Fakat gümüş tarihte büyük oranda geri dönüştürülmemiş ve korozyon gibi nedenlerle kayba uğrayan bir metal olduğu için yeryüzünde şu anda bulunan gümüş miktarı yarıya yani 22 havuza düşürülebilir.

Şimdiki tablonun ilk satırında ppm, yani milyon miktar başına, ya da bir kilogram toprakta miligram olarak, ne oranda değerli metal bulunduğu gösteriliyor.

Tablomuzun ikinci satırını bu kapsamda incelemeliyiz. Burada gördüğünüz PGM ifadesi Platin Grubu Metaller anlamına geliyor.

PGM'ler platin (Pt), paladyum (Pd), rodyum (Rh), rutenyum (Ru), osmiyum (Os) ve iridyumdur (Ir). Altı metal genellikle birlikte bulunur, ancak bunların göreli bollukları önemli ölçüde değişebilir.

Bir arada bulundukları için madenlerdeki üretimleri de aynı anda gerçekleşir. Rezerv miktarları da dolayısıyla, platin ve paladyum için ayrı ayrı değil PGM’ler olarak toplu halde verilmektedir. İşte, günümüzde bilinen PGM rezerv toplamı 70,000 ton civarındadır.

Şimdiki tablonun son sütununda dünyadaki PGM rezervlerinin çoğunun Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bulunduğunu görüyorsunuz. Dünya genelinde 71,000 ton olarak gözüken rezerv toplamının ileri tarihlerdeki olası keşifler sonrasında 100,000 tona çıkabileceği tahmin edilmektedir.

Üretim rakamlarına baktığımızda ise geri dönüşümün dahil edilmediği yalnızca madenlerdeki Paladyum üretiminin senelik 190 ton, Platin üretiminin ise 171 ton olduğu anlaşılıyor. Altın ve gümüşün senelik üretimleri ise bu iki metalin çok çok üzerindedir.

Platinin yerkabuğunda bulunma oranının paladyumun üçte biri olduğunu biliyoruz. Günümüzdeki üretim rakamları göz önüne alındığında, platinin 83 yıllık, paladyumun ise 225 yıllık ömürleri kaldığı söylenebilir. Bu sayılar altın için 16 yıla ve gümüş için 24 yıla denk geliyor.



24 Ocak 2025 Cuma

Gümüş Miktarı, Rezervi, Ömrü

 


Rezerv miktarı, üretim maliyetleri ve dünyanın yerkabuğunda kaç senelik gümüş rezervi kaldığına dönük verilerin yer aldığı aşağıdaki tabloya dikkat ediniz.


Tarihin başlangıcından bu yana çıkarılmış gümüş miktarının kabaca 1.74 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir. Fakat gümüş gerek korozyon gibi nedenler gerekse geri dönüşüm sürecine sokmaya değmeyeceği düşünüldüğü için büyük oranda kayba uğrayan bir metaldir. Dolayısıyla günümüzde gümüşün 770 bin ton civarında varlığı olduğu değerlendiriliyor.

Her kenarı 55 metre olan yandaki küp 1.74 milyon tonluk değeri ifade etmektedir çünkü gümüşün yoğunluğu santimetrede 10.5 gramdır.

2024 yılı için beklenen talep miktarlarına göre gümüşe en büyük talep %58 ile endüstriden gelmektedir. Onu mücevherat ve gümüş eşya %21 ve yatırım maksatlı kullanım miktarı da %17 ile izliyor.

Senelik gümüş üretimi ise yalnızca 25,830 ton. Talep ile arasında 12.088 tonluk bir açık bulunuyor. Bu çok yüksek bir rakam. Meksika'da dört ay süren grev bu açığın doğmasında başlıca etken durumundaydı. Geçen sene aradaki farkın bir kısmı sağlanan geri dönüşüm çalışmalarıyla, diğer kısmı da maden şirketlerinin stoklarından karşılandı.

Endüstriyel talebin yüksekliğinden de anlaşılıyor; gümüşe olan talep son yıllarda -her iki grafikten de izlenebileceği üzere- istikrarlı bir yükseliş eğilimi içerisinde bulunmaktadır. Gerek bu gelişmenin gerekse gümüş üretiminin talebin altında kalması sonucu dolayısıyla önümüzdeki yıllarda gümüş fiyatının yükselmemesi olanaksız.

Gümüş üretim maliyetleri de artma eğiliminde ve 2023 itibarıyla ons başına 17.18 dolara erişilmiş durumda. Gümüşün piyasa değeri günümüzde bu maliyetin %77 üzerinde bulunuyor.

Dünyada kanıtlanmış gümüş rezervinin miktarı ise 550.000 ton civarında. Bunun anlamı, günümüzdeki üretim rakamları korunduğu ve yeni rezervler bulunmadığı durumda, yerkabuğu üzerindeki gümüşün 21 yıl içerisinde tükenecek olmasıdır.

Karşınızdaki Ender Madenler Tablosu’nu altın yayınımızda da paylaşmıştım. Burada yalnızca gümüş ile altını karşılaştırmak için kullanmak istiyorum. Altın gümüşten 18.75 kat daha ender bir madendir.

23 Ocak 2025 Perşembe

ABD Enflasyonuna Göre Düzeltilmiş Gümüş Grafikleri


     ABD enflasyonuna göre geriye doğru düzeltilmiş gümüş grafiklerimizde logaritmik ölçek kullanıldı. Ocak 1983 başlangıç tarihi olarak alındı. Enflasyon düzeltmesi uygulayınca bu tarihteki fiyat 44.68’e, Kasım 2001’deki dip seviye 7.43’e ve Nisan 2011’deki zirve de 70.39’a yükseliyor. Günümüzde 30.40 dolar seviyesindeyiz. Öncelikle 49.54’lük nominal zirvenin aşılması, sonra da bunun enflasyon düzeltmeli karşılığı olan 70.39’luk göreli zirvenin hedeflenmesi gerekiyor. 90 dolara sıra ancak bunlardan sonra gelebilir.


     Son grafiğimiz 2016 başından itibaren yine logaritmik ölçekle oluşturulmuş ABD Enflasyonu Düzeltmeli Gümüş Grafiği. 50-70-90 dolarlık hedeflerimiz bulunduğumu söylemiştim. Burada 70.39 olarak gördüğümüz 2011 tarihli değer, önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek enflasyonla birlikte artmaya devam edecektir. Dolayısıyla gümüşün güncel zirvesi yeniden bu geçmiş zirve ile eşitlendiğinde, belki de 80 dolarlara erişilmiş olunacaktır. Böylesi bir gerçekleşme durumunda satış yapmak, elbette diğer verileri de değerlendirerek, 90 dolar ya da üzerini beklemekten daha doğru bir strateji kabul edilebilir.


21 Ocak 2025 Salı

Gümüşün BIST-100 ve DOW JONES Endeksi İle Karşılaştırılması

 


2020 başından itibaren hazırlanmış logaritmik ölçekli ilk grafiğimizde sol sütunda mavi renkli gram gümüş fiyatları, sağ sütunda ise siyah renkli BIST-100 Endeksi değeri bulunuyor. İkisi birbirlerine oldukça yakın getiri sağlamışlar. 2020-2022 yılları arasında gümüş, 2023 Eylül’üne kadar olan dönemde BIST-100 daha fazla kazandırmışlar. Günümüze kadar olan dönemde ise gümüş bir kez daha BIST-100’ün üzerine çıkıyor. Beş yılın toplamında da gümüşün getirisi BIST-100’e göre küçük bir miktar daha önde görünüyor.


2013 Mayıs’ı BIST-100’ün üçüncü kez 500 dolarlık seviye ile zirvesini bulduğu tarihti. Bunun o tarihte Türk Lirası olarak karşılığı 933.98 idi. Yüksek enflasyon öncesi bu dönemde gümüşün gramı da hayli düşük bir seviyedeydi. Yalnızca 1 lira 34 kuruştu. Günümüze kadar olan dönemde, mavi renkli gümüş siyah renkli Türk borsasına göre, gördüğünüz gibi 2.54 kat daha fazla kazandırmış durumda.

Yaşadığımız son on iki yıllık dönem, ne zaman sonlanacağının ve ne zaman düze çıkacağımızın hayli belirsiz olduğu bu dönem, Türk borsası için, aynen Türkiye ekonomisi gibi, kötü bir dönemdi. Oysa dünya borsaları kazandırmaya, hem de çok kazandırmaya devam ettiler.


Şimdi bu durumu net bir şekilde gözlemlediğimiz önünüzdeki grafikte gümüşü Dow Jones Endeksi ile karşılaştırıyoruz. Logaritmik ölçeklendirilmiş, 1983 başından itibaren hazırlanmış bir grafik bu. Altın ile Dow Jones Endeksi arasında 10 katlık fiyat farkı bulunuyordu; ekranınızdaki grafiğin sol ve sağ sütunlarına dikkat edin; gümüş ile Dow Jones Endeksi arasında da 1000 katlık fiyat farkı bulunuyor. Yeşil renk ile işaretlenen 1-2-4 ve 5 numaralı daireler, bu 1000 katlık farkın tam olarak ortaya çıktığı bölgeleri gösteriyor. Yani 1 numaralı dairenin içinde yer alan Şubat 1996 tarihinde örneğin, gümüş 5.5 dolar, Dow Jones Endeksi de 5,500 dolar seviyesinde bulunuyordu.

Oysa Ocak 1983 tarihinde gümüş, Dow Jones Endeksi’nden tam olarak 12.88 kat daha değerliydi. 1 ve 2 numaralı dairelerin arasında ise gümüşün getirisi Dow Jones Endeksi’nin altına düşüyor ve aralarında, gümüşün aleyhine olacak şekilde, 3 kata yakın bir fark oluşuyor.

2 numaralı dairede -Ekim 2006 tarihine denk geliyor- yine birbirlerine, getiri anlamında eşitleniyorlar. 3 numaralı dairede ise gümüşün tarihinde ulaştığı en yüksek zirveye tırmanılıyor. Bu tarih Nisan 2011 ve gümüşün o günlerde eriştiği en yüksek değer 49.54. Dow Jones Endeksi ise 12.094 seviyesinde. Aralarında getiri anlamında 4.10 katlık bir fark oluşuyor.

4 ve 5 numaralı yeşil renkli dairelerde yine birbirlerine eşitleniyorlar. Günümüzde ise gümüşün ons fiyatı 30.40 dolar iken Dow Jones Endeksi 42.732 seviyesinde bulunuyor. Yani gümüşün getirisi Dow Jones’un 1.41 kat, ya da bir başka ifadeyle %41 aşağısında yer alıyor.

Gümüşün gelecekteki fiyatına dönük ilk tahminimi burada yapıyorum. Bana kalırsa en geç 2027 senesine kadar olan dönemde Dow Jones biraz gerileyecek, gümüş de getiri anlamında onun 1.5 kat üzerine çıkarak 55 doları görebilecektir.


Şimdiki grafiğimiz çok özel bir grafik. Az önceki grafikte yer alan verileri burada çok daha sade ve kolay anlaşılır bir şekilde görme imkanına kavuşuyoruz: 1990 başından itibaren oluşturulmuş Gümüş/Dow Oranı Grafiği. Yeşil renkli 1-3 ve 5 numaralı büyük çemberler, gümüş ve Dow Endeksi getirilerinin birbirlerine eşitlendiği dönemleri gösteriyor. Yani buralarda Dow Jones’un ağırlığı gümüşün ağırlığının tam olarak 1000 katı civarlarında bulunuyor.

2 Numaralı çember ise Dow Jones getirisinin gümüşe göre en fazla yükseldiği Mayıs 2001 tarihine işaret ediyor. Burada Dow Jones’un getirisi –eksi ile gösteriliyor- gümüşün getirisinin tam olarak 2.59 kat üzerine çıkmış durumda. Nisan 2011 tarihinde ise bu sefer ons gümüş Dow Jones’un 4.10 kat üzerine çıkıyor.

Bir önceki grafikte ilk tahminimi 55 dolar olarak açıklamıştım. Burada ise biraz daha ileri bir tarihi hedefleyerek ons gümüş için 90 dolarlık tahminimi ifade etmek istiyorum. Böyle olabilmesi için gümüşün getirisinin Dow getirisinin iki kat üzerine çıkması gerekiyor. Bence gayet makul bir hedef.

18 Ocak 2025 Cumartesi

ABD Dolar Bastığında ve Borçlandığında "Altın" Fiyatı Nasıl Etkilenir?

 

Dolar Arzı ve ABD Ulusal Borcunun Altın Fiyatına Etkisi

Bu bölümde, basılan ABD doları yani emisyon miktarı ile ABD Ulusal Borçlarının altın fiyatlaması üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz.


Şimdiki grafiğimizde dolar arzının son yetmiş yıllık resmini görüyoruz. 1995 ve özellikle 2008 sonrasında ivmenin nasıl arttığı çok net izlenebiliyor. Para arzındaki son gerileme de uzun soluklu olamayacaktır.


Bu grafikte, dolar arzına göre altın fiyatının seviyesi karşılaştırılıyor. 2012’den itibaren oluşturulmuş bir grafik. Oranın düşüklüğü, altının yükselişi önünde fırsat olduğunu gösteriyor. 2013 Eylül’ünden itibaren yukarıya bir ivme yakalanmış durumda ancak daha önünde hayli mesafe bulunabilir.


Nitekim 1950 yılı başından itibaren oluşturulmuş grafiğe baktığımızda bunu çok daha iyi görebiliyoruz. Altın fiyatının dolar emisyonuna oranı hala dip noktalara yakın sayılır.


Altın fiyatları açısından bir diğer önemli gösterge de ABD Ulusal Borçlarının seviyesi. Pandemi başlangıcında yine burada da büyük bir artış gerçekleşmiş. ABD yalnız dolar basmakla yetinmiyor, bu etkiyi ikiye katlayacak şekilde büyük oranlarda borçlanıyor da. ABD, büyüklük açısından dünyanın en borçlu ülkesi, GSMH’ya olan oranı açısından da dünyanın en borçlu ülkelerinden birisi.


Son tablomuzda bu durumun altın ile olan ilişkisini görüyoruz. Altın fiyatı ile ABD ulusal borçları arasında bir bağlantı söz konusu. Altın/Borç oranının yükselmesi altın fiyatının ucuzladığı, gerilemesi ise pahalılaştığı anlamına geliyor. 1980 yılında 1.32’lik oran ile altının ne kadar pahalı olduğunu görüyoruz. 2000 yılına gelindiğinde ise 20.40 seviyesine ulaşılmış, yani altın çok ucuzlamış. Günümüzde ise 13.76 seviyesindeyiz. 2007 yılına dönük tahminlerimi son üç satırda görüyorsunuz.

Altının ABD Ulusal Borçlarına oranı 10 seviyesine gerilediğinde bunun anlamı altın fiyatının en az 4.918 dolara yükselmesi olacaktır. Hele ki bu oran 7.5’a gerilerse altının ons fiyatı 6.558’e, oranın %5’e gerilemesi durumda ise 9.837 dolara yükselecektir.

Enflasyonla Savaşın Yolu Faiz Düşürmek mi Yoksa Faiz Artırmak mı?

 


Enflasyonun Sebebi Ne Faiz Ne Döviz Artışı


Bu grafiğimizde 2015 başından günümüze dolar arzındaki gelişmeyi görüyoruz. 2020 pandemisindeki sıçramayı fark etmiş olmalısınız. Sonra enflasyon azıyor ve 2022 sonrasında enflasyonla savaş için, faiz yükselterek fazladan basılmış dolarları geri çekiyorlar.

Yani bizde yapıldığı gibi enflasyonla savaş için faizi düşürmüyor tam tersine artırıyorlar ve para basmıyor tam tersine piyasada mevcut para miktarını azaltıyorlar.

“Faiz sebep enflasyon sonuç” denilerek öylesine büyük bir hata yapıldı ki, bunun acısını daha uzun yıllar boyunca çekeceğiz. Günümüzde uygulanan ekonomik politika ise “döviz artışı sebep enflasyon sonuç” yöntemidir. Ve en az ilki kadar yanlıştır. Bu nedenle ekonomi düzelmeyecektir. İnsanların alım güçleri bu nedenle gerilemeye devam edecektir.

Enflasyonla savaş yöntemi olarak eğer faiz artışı birinci silahsa, ikinci silah da dövizin enflasyonla paralel yükselişine izin verilmesidir. İki silahı aynı anda çekmelisiniz. İki ayağınızla birlikte koşmalısınız. Tek ayakla sıçrayarak bir yere varamaz, eninde sonunda tökezler, bir engele yani bir ekonomik krize takılır, yuvarlanır kalırsınız.

Mevcut ekonomik politikalar daha iyi değil daha kötü günleri çağırmaktadır.

16 Ocak 2025 Perşembe

GÜMÜŞÜN BUGÜNÜ ve GELECEĞİ -XAGUSD - OCAK 2025



Grafikte siyah renk altını, mavi renk gümüşü gösteriyor. Ons başına dolar cinsinden bir grafik bu. Sol ve sağ sütunlara dikkat ederseniz, altının gümüşten yaklaşık 100 kat pahalı olduğunu görürsünüz. Bir önceki altın yayınından hatırlayın, Dow Jones Endeksi de altından yaklaşık 10 kat pahalıydı.

Bu “pahalılık” ifadesi değerliliği ifade etmiyor fakat uzun vadeli perspektifte bir karşılaştırma olanağı sunuyor bize. Yani bu on ve yüz kat olarak gerçekleşen oranları, orta hat gibi değerlendirebilirsiniz. Yukarı çıkıldığında aşağıya inme, aşağıya inildiğinde de yukarı çıkma olasılığı artıyor.


Bu kapsamda az önceki grafiği, logaritmik ölçeklendirerek ve 2016 yılından başlayarak 2028’e doğru uzattım. Ayrıca hem altın hem gümüş için eğilim çizgilerini ekledim. Bu iki çizgi arası boşluk, orta hat gibi düşünülebilir. Yukarı çıkıldığında aşağıya inme, aşağıya indiğinde ise yukarı çıkma olasılığı artıyor, gördüğünüz gibi. Altın için 4,000 ve Gümüş için 40 dolara denk gelen 2027 yılsonu hedefleri, bu iki metal için, benim görüşümce, en düşük olası değerleri ifade ediyorlar.

Yani önümüzdeki üç sene içerisinde yeni alım/satım fiyatlamaları gerçekleştiğinde ve grafikte gördüğünüz boşluk dolduğunda, eğilim çizgileri de başlarını daha yukarıya kaldıracaklardır. Bunu niçin böyle düşündüğümü ilerleyen grafik ve tablolarımızda göreceğiz.

Fakat öncelikle ilk grafiğimize geri dönelim. Pandeminin çok keskin vurduğu 2020 Mart ayında gümüşün getirisi altının aşağısına inmişti. Daha sonra yalnızca bir sene içerisinde dibinden zirvesine 2,5 kat yükselerek 30 doları görmüştü. Bu erken zirve dolayısıyla, sonrasında dört sene boyunca toparlanamıyor ve 30 doları aşamıyor.

Hem altın hem gümüş Eylül ve Ekim 2022 tarihlerinde yeniden yükselişlerine başlıyorlar ve günümüzde hala bu yükseliş ivmelerini sürdürüyorlar. Bu dönemde altın %66, gümüş %73 artmış. Zirvelerinden de sırasıyla %4 ve %13 aşağıdalar.

Fakat dikkat etmemiz gereken şu: Nasıl birbirleriyle paralel hareket içerisindeler öyle değil mi? Platin ve paladyum için bu söz konusu değil örneğin. Bazen biri bazen diğeri fırlıyor, öteki ise yerinde sayıyor.


Logaritmik ölçeklendirerek 1990 başından itibaren oluşturduğum bu yeni grafikte, altının ve gümüşün birbirleriyle uyumlu yükseliş ve gerileme eğilimleri yine çok net izlenebiliyor.

2011 başına kadar gümüş biraz daha avantajlıymış. Bu tarihten günümüze ise, altının getirisi gümüşü yakalamaya oldukça yakınlaşmış bir durumda.

Gümüş her zaman altına göre daha volatil, yani aşağı ve yukarı hareketleri daha sert olan, daha oynak bir enstrüman. Altın ise nispeten daha stabil.


Şimdiki grafiğimiz 1990 başından itibaren oluşturulmuş Altın/Gümüş Oranı Grafiği. Gerilemesi gümüşün pahalı hale geldiğini, yükselmesi ise altının pahalı hale geldiğini gösteriyor. Piyasada kullanılan bir grafik bu. Aynı zamanda bir önceki grafiğimizle de uyumlu. Bu bir önceki grafikte 2011 yılından sonra altın ve gümüş getirilerinin birbirlerine yaklaştığını görmüştük. İşte ekranınızdaki bu grafikte 2011’den 2025’e yaşanan ve turuncu ok ile gösterilen son yükselişin nedeni bu.

Şimdi 1 ve 2 rakamları ile gösterilen dip ve zirve değerleri daha yakından inceleyelim.


Altın-Gümüş Oranı’nın 1 rakamı ile gösterilen dip değere indiğinde, gümüşün pahalı hale geldiğini söylemiştim. İşte bu tarihteki, yani 2011 Nisan’ındaki gümüşün zirve değeri 49.54 dolar. Grafikte kırmızı renk ile gösterilen altın ise o tarihte 1450 dolar civarında. İlerleyen süreçte gümüş beş ay içerisinde 26.07 dolara kadar düşüyor. Altın ise aynı sürede, yani Eylül 2011 itibarıyla 1920 doları görüyor.

Altın-Gümüş Oranı’nın nasıl işe yaradığını görüyorsunuz çünkü beş ay içerisinde gümüş %47 değer kaybederken altın ise %32 değer kazanmış.


2 rakamı ise gümüşün ucuzladığını gösteriyordu. Şimdi bu grafiğe bakıyoruz. Hareket yine yalnızca beş ay sürüyor. Altın bu aralıkta yükseliyor gerçi; hem de %46.72’lik önemli bir oranla. Ancak gümüş, adeta bir füze gibi tırmanıyor ve getirisi %156’yı buluyor. Altın-Gümüş Oranı bir kez daha işe yaramış durumda.

Ender Madenler, Altın Miktarı, Rezervi, Maliyeti ve Biteceği Tarih



Aşağıdaki tablomuza dikkat edin. Yeryüzünde günümüze kadar çıkarılmış toplam altın miktarı 212,582 ton. Bu miktarın %17’si Merkez Bankalarında bulunurken, %45’i mücevheratta, %22’si ise yatırım maksatlı olarak kullanılıyor.


Kanıtlanmış rezervler yandaki küpün altında gri renkli olarak gösterilmiş durumda. Bunun miktarı 59.000 ton. Yani çıkarılmış toplam altın miktarının %27’si civarında. Senelik altın üretimi ise 3.680 ton. Bu üretim oranları korunduğu ve yeni rezervler bulunmadığı sürece yeryüzünde çıkarılmamış altın miktarı 16 sene içerisinde sıfırlanacaktır. Bu gerçek, altının orta vadede niçin yükseleceğinin en önemli göstergesi durumundadır.

İkinci nedeni ise altının üretim maliyetlerinde yaşanan yükseliş ile görüyoruz. 2016 ilk çeyreğinden beridir altın üretim maliyetleri düzenli bir şekilde artıyor. Ve günümüzde 1,450 dolar seviyesine ulaşılmış durumda. Altının piyasa fiyatı günümüzde maliyetinin 1.82 kat üzerinde bulunuyor.

Maliyetlerin artmasındaki bir faktör enflasyon iken diğer daha önemli faktör ise, artık daha maliyetli ve daha zor ulaşılabilir madenlerden altın çıkarılıyor olması gerçeğinde yatıyor. Yani önümüzde dönemde altının çıkarılma maliyetleri geometrik oranlarda yükselebilir. Bu gerçekleşme altın fiyatını doğal olarak çok daha yukarılara taşıyacaktır.

Şimdiki tablomuzda dünya kabuğunda ender madenlerin ne oranda bulunduklarını görüyoruz. Türkiye’de bor ve toryum madenlerinin çokluğundan ve ekonomik öneminden söz edilip durulur. Oysa bu iki madenin toplam mevcudu, diğer ender madenlere göre oldukça fazladır. Bor ve toryum dünya kabuğunda yaklaşık milyonda 10 seviyelerinde bulunurlar. Oysa altının yeryüzü kabuğunda bulunma oranı yalnızca milyarda 4’dür. Yani bor altına göre 2500 kat daha fazla mevcudu olan bir madendir.

Uranyum altından 675 kat, gümüş 18.75 kat, paladyum 3.75 kat ve platin 1.25 kat daha fazla mevcuda sahiptir. Altın, gerçekten çok ender bir madendir ve yeryüzünde çıkarılmamış yalnızca 16 senelik varlığı kalmıştır. Altın değerlenmesin de, ne yapsın?

15 Ocak 2025 Çarşamba

ALTININ BUGÜNÜ ve GELECEĞİ - XAUUSD - OCAK 2025


Pandemi başlangıcından Eylül 2023 tarihine kadar, neredeyse tüm yatırım araçları değer kazanırken, altın fiyatı ise 1700-2000 dolar arasına sıkışmış bir şekilde kalmış.

Bu tarihten itibaren ise yükselişi başlıyor ve günümüze kadar dolar cinsinden %38.26’lık bir getiri sağlamış durumda. Eylül 2024 tarihinde altının ons fiyatı 2805.40 dolar ile zirvesini bulmuştu. Günümüzde bu değerin %5.91 altında bulunuluyor. Gelecekte ne olacağını ilerleyen grafiklerimizden anlayacağız.


İkinci grafiğimiz yine 2020 başından itibaren ancak logaritmik ölçek kullanılarak Türk Lirası cinsinden oluşturuldu. Burada gram altın fiyatı ile BIST-100 Endeksi karşılaştırılıyor. 2020 ve 2022 başı arası dönemde gram altın %151.62 yükselirken BIST-100 Endeksinin yükselişi ise %68.14’de kalmış.

2022 Başından Eylül 2023 tarihine kadar olan dönemde ise BIST-100 Endeksi iyi performans yakalıyor ve %316.08 oranında yükseliyor. Altının yükselişi ise %111.71’de kalıyor. Eylül 2023’den günümüze kadar olan dönemde ise siyah renkli gram altının getirisi %84.28 ile bir kez daha mavi renkli BIST-100 Endeksinin sağladığı %20.88’lik getiriyi aşıyor.

Dolar fiyatının baskılandığını biliyoruz. Eğer yakın gelecekte bir devalüasyon gerçekleşirse siyah renkli altın getirisi yükselirken mavi renkli BIST-100 Endeksi ise yerinde sayacak, dolayısıyla aralarındaki makas büyüyecektir.

Yatırımlarınızı bir sepet mantığı içerisinde dağıtmanın önemi burada bir kez daha ortaya çıkıyor. Borsa yatırımcısı altın da almalı ki, toplam birikimlerini dolar ve enflasyon risklerine karşı koruyabilsin.

Şimdiki grafiğimizde bunun önemini daha iyi anlıyoruz. Mayıs 2023 tarihinde BIST-100 Endeksi dolar cinsinden zirvesini bulmuştu. O tarihte Türk Lirası olarak karşılığı 933.98’di. Altının gram fiyatı ise 83 lira 60 kuruştu. Günümüzde ise BIST-100 Endeksi 10,000’i aşarak %978.74’lük bir yükseliş gerçekleştirmesine karşın, getirisi enflasyonun altında kaldı. Altının fiyatı ise %3,490’lık bir yükseliş ile 3000 Türk Lirasını aştı. Yani altın, yatırımcılarını sırf Türkiye’deki enflasyona karşı değil ABD enflasyonuna karşı da korumuş oldu. BIST-100 Endeksi ile aralarında oluşan büyük açıklığı görüyorsunuz.

Bu dönemde dünya borsaları ise önemli getiriler sağladılar. Yani Türk Borsası gibi yatırımcılarını üzmediler. Şimdiki grafikte Dow Jones Endeksi ile BIST-100 Endeksini karşılaştırarak bunu görüyoruz. 2003 Mart’ından itibaren oluşturulmuş, logaritmik ölçek kullanılmış, dolar cinsinden bir grafik bu.

2003 Mart’ı dünya borsalarının tamamının yükselmeye başladığı bir tarih. Mavi renkle gösterilen Türk borsası yalnızca dört buçuk sene içerisinde 500 dolarlık seviyeye dayanarak zirvesine tırmanıyor ve getiri anlamında Dow Jones’u çok aşıyor.

Devamında Türkiye’yi teğet geçtiği söylenen 2008 Krizi’nin etkilerini görüyorsunuz. Bu tarihten sonra ABD, krize karşı çare olarak dolar basımını artırıyor. Tüm piyasalara dolar pompalıyorlar. Biz de nasipleniyoruz ve BIST-100 Endeksi yeniden 500 doları buluyor.

Ancak sonrasında izliyorsunuz, özellikle 2013 yılından itibaren Türkiye ekonomisi bozuluyor ve bu durumun bir yansıması olarak Türk Borsası da geriliyor. Dow Jones ise mükemmel bir tırmanış içerisinde. Ve kazançları dolar cinsinden unutmayın. Yaklaşık 8,000’den 48,000’e, altı katlık bir yükseliş. Gerçekten mükemmel.

Peki Dow Jones Endeksi bu getiriyi sağlarken altın ne yaptı? Şimdi bu grafiğe bakalım. Karşınızda 1972 başından itibaren oluşturulmuş ve logaritmik ölçek kullanılmış Dow Jones ve Ons Altın grafiği. Bu grafik her ikisinin geleceğini de öngörmek açısından önemli.


Siyah ons altını, mavi Dow Jones Endeksini gösteriyor. Yeşil renkli dairelere dikkat edin.

Birinci daire Eylül 1980’de gerçekleşmiş. Altın Dow Endeksi’ne göre 6.80 kat daha iyi getiri sağlamış bu dönemde.

İkinci daire Aralık 1994. Altın geriliyor, Dow Jones Endeksi yükseliyor ve her ikisinin getirisi birbirine eşitleniyor.

Üçüncü daire Ocak 2000. Altın gerilemesini, Dow Jones yükseliş ivmelerini hızlandırıyorlar ve Dow Jones Endeksi’nin getirisi altının getirisinin 4.15 kat üzerine çıkıyor.

Altın yatırımcısının buradan çıkarması gereken bir ders var. Yükseliş hiçbir zaman sürekli olmaz. Belirli zamanlarda iyi getiri sağlanıldığında satış yaparak diğer yatırım araçlarına geçmek önemli. Nitekim görüyoruz, 1980-2000 arası yirmi yıllık dönemde altın yatırımcısına zarar ettirmiş. Hem süre uzun hem de zarar miktarı hayli yüksek. Sepet oluşturmanın önemini burada bir kez daha görüyoruz. Oluşturduğunuz sepetin ağırlıklarını değiştirebilirsiniz ancak asla tek bir yatırım aracına bağlanmayın.

Aralık 2008 tarihindeki dördüncü yeşil dairemizde altın ve Dow Jones Endeksi getirileri bir kez daha birbirlerine eşitleniyorlar. Sonrasında ise Dow Jones Endeksi’nin getirisi altını aşıyor. Günümüzde aralarındaki fark 1.62 kat seviyesinde. Yeni Dow Jones Endeksi altına göre 1.62 kat daha iyi getiri sağlamış durumda.

Altın fiyatıyla ilgili ilk tahminimi burada yapıyorum. Yakın gelecekte siyah renkli altının getirisinin mavi renkli Dow Jones Endeksi getirisinin en az 1.5 kat üzerine çıkacağı düşüncesindeyim. Bu kapsamda Dow Jones 36binli seviyelere gerilerken altının fiyatı 5,500 doları bulabilir.


İkinci tahminim şu andaki grafiğimizde görülüyor. Bu grafik çok özel bir grafik. Burada altının getirisi, Dow Endeksi getirisine orantılanmış durumda. Bir önceki grafiğimize göre çok daha güzel bir resim sunuyor bize. Altın açısından Eylül 1980’deki zirve 1 ile ve Ocak 2000’deki dip nokta 3 ile işaretlenmiş durumda.

İlk tahminimi bir önceki grafikte 5.500 dolar ile yapmıştım. İkinci tahminim ise, biraz daha uzak gelecek için, altının getirisinin Dow Jones Endeksi getirisini iki kat aşabileceği şeklinde. Eğer bu gerçekleşirse, Dow Jones Endeksi 45.000 dolar seviyelerinde bulunurken altının ons fiyatı 9,000 doları bulabilecektir.

Bunu nasıl olup da iddia ediyorum? Bunu da sonraki grafiklerimiz üzerinden göreceğiz.


Bu kapsamda ilk grafiğimiz, 1972 başından itibaren logaritmik ölçeklendirilmiş ABD Enflasyonu düzeltmeli altın grafiğimiz. Düzeltme geriye doğru uygulanmış durumda. Dolayısıyla altının 1980 zirvesi 2,644’e ve 2011 senesindeki zirvesi de 2.695’e yükseliyor. 2000 tarihli dip noktası ise 465 dolar. Son 15 yıldır altının ons karşılığının 2,700 doları aşmaya çalıştığını izliyoruz.

2006’dan günümüze oluşturulan geniş ölçekli yeni grafiğimizde bu durum çok daha net görülebiliyor. Hem dip noktalar artık çok daha yukarıda hem de zirve artık çok daha yakından sıkıştırılıyor. Bir önceki dip nokta 1396, son dip nokta ise 1718’miş. 2700 dolar aşıldığında en kısa sürede 3.300 dolar seviyesine yükseliş yaşanacaktır.

UYARI

UYARI