enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2025 Pazartesi

Arjantin, Türkiye ve Devalüasyon

Türkiye'nin ikizi olduğu sıklıkla dile getirilen Arjantin’in para birimi Ağustos 2022-Ağustos 2023 arası dönemde %267 oranında değer kaybetmiş, Aralık 2023 tarihinde de %124’lük keskin bir devalüasyon gerçekleştirilmişti. Devalüasyonun yapıldığı tarih aşağıdaki grafikte 1 no’lu dikdörtgen bölüm içerisine görülüyor. Arjantin pesosu o günden bu yana değer kaybetmeye devam etmektedir ancak artık daha makul kayıplar söz konusudur. Bu grafikte 2 no’lu küçük kutudaki gelişmeye dikkat ediniz. Kırmızı renkli Gerçek Değer Eğrisi başını eğerek yataya doğru alçalmaya başlamış durumda. Yani belki de önümüzdeki aylarda, Arjantin ekonomisinin nihayet toparlanmaya başladığını görmemiz mümkün olabilir.

Günümüzde Arjantin enflasyonu %200’lerden %53’e gerilemiş durumda. Büyüme rakamları ise (–%1) değerini gösteriyor. Bir yıl üç ay önceki devalüasyonun, Arjantin enflasyonunu hızlandırma değil yavaşlatma yönünde etki yaptığını izliyoruz. Eğer gerekli önlemler alınırsa Türkiye’de de benzeri bir gerçekleşme yaşanabilir.

Arjantin ekonomisinin seyrini, büyüme rakamlarına da dikkat ederek sonraki aylarda takip etmeyi sürdüreceğiz.

Aşağıda Türkiye'nin resmi TÜİK kurumu tarafından açıklanan veriler doğrultusunda hazırlanmış Gerçek Dolar Değeri Grafiği bulunmaktadır.. Kırmızı renkli Gerçek Değer Eğrisinin hala nasıl bodoslama yükselmeye devam ettiğini görüyorsunuz.

Bir aşağıdaki ENAG grafiğindeki durum ise daha fena. Yani son dönemde uygulanan ekonomik politika, ite kaka enflasyonu belki biraz düşürmüş olabilir ancak Türkiye'de insanların alım gücü kayıplarının zirve yaptığı bu politikalar nedeniyle çekilen tüm sıkıntılara karşın, hala gerçek bir başarıya ulaşıldığı söylenemez… Ve çok da uzak olmayan bir sürenin sonunda, bu grafikte bir sıkıntı sıçramasının görülme olasılığı çok yüksek gibi duruyor.

Devalüasyon sonrasında, (yani “the day after devaluation”) her mal, hizmet ve yatırım aracı aynı tepkiyi vermeyecektir. Kimilerinde şiddetli kimilerinde hafif bir etki görülecektir. Bu iddianın temel dayanağı, enflasyon karşısında her mal, hizmet ve yatırım aracının aynı tepkiyi vermemesi gerçeğine dayanmaktadır.

İmalat sanayi, otomotiv, elektronik, telekomünikasyon gibi ithalat yoğun sektörlerin ürün fiyatları devalüasyondan büyük oranda etkilenecek, doğalgaz ve petrol gibi ürünler ise neredeyse devalüasyon oranını bire bir yansıtacak şekilde pahalılaşacaktır.

Diğer yandan girdisi ağırlıklı olarak yerli üretime dayanan ürünlerde ve hizmet sektöründe ise devalüasyonun etkisi daha sınırlı kalacaktır. Örneğin turizmde fiyatlar, döviz cinsinden gerileyecektir. Çünkü bu segmentte enflasyonun etkisi, döviz fiyatlarının yükselmesine göre çok daha belirleyici olmaktadır.

Devalüasyon elbette Türkiye’de ilk anda enflasyonu artıracak bir unsurdur. Ancak bu etkinin ne oranda ağır ya da hafif yaşanacağının göstereni, alınacak parasal ve mali politikalarla yakından ilişkilidir. Eğer yozlaşma yönünde değil uyarılma yönünde bir devalüasyon gerçekleştirilirse, devalüasyon tarihinden sonraki birkaç ay içerisinde enflasyonun kontrol altına alınması mümkün olabilir.

Dolayısıyla devalüasyona hazırlık aşamasındaki ve devalüasyon sonrasındaki politikaların dürüst, işinin ehli, yurtsever, namuslu, dirayetli, halktan, bilimden ve akıldan yana insanlar tarafından idare edilmesi son derece önemlidir. Eğer eski tas eski hamam devam edilirse, ne yapılsa işe yaramayacaktır.

Dolayısıyla devalüasyon en uygun zamanı kestirilip planlanarak ve bu tarihten sonraki döneme hazırlanarak gerçekleştirilmelidir; yani devalüasyonun uyarılma yönünde etki göstereceğinden emin olunmalıdır.

Peki, bir devalüasyona hangi tür yatırım aracı nasıl tepki verir; buna da bakılması gerekiyor.

Kiralar enflasyon paralelinde arttırıldığı için devalüasyondan birebir etkilenmez. Yine konut ve arsa fiyatları da –aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere- konut fiyat endeksinin enflasyon oranında ve hatta enflasyondan çok daha yüksek artması nedeniyle devalüasyon oranında artış göstermezler.

Devalüasyonun olumlu ya da olumsuz gerçek sonuçlarını alabilmek için üç-beş ay sonrasını, hatta bir senelik süreci değerlendirmek gerekir. Konut fiyatları bu zaman içerisinde dengelenecek ve gerçek değerlerini bulacaktır.

Değerli metaller, Bitcoin gibi akçalar ve dövize endeksli fonlar, elbette Türk Lirası cinsinden, devalüasyon oranında değer kazanırlar.

Faizlerin ilk anda yükselmesi doğaldır ancak devalüasyonun uyarılma yönünde başarılı sonuçlar göstermesi durumunda, faizler üç ay içerisinde, devalüasyon öncesindeki duruma göre bile çok daha fazla gerileyecektir.

Yatırım aracı olarak devalüasyondan en büyük hasarı, hisse senetleri ve Türk Lirası cinsinden fonlar alacaktır çünkü bu alanlarda nominal gerilemeler yaşanmasa bile, reel anlamda kayıplar söz konusu olacaktır. Fakat ekonomi düzeldikçe, yani devalüasyonun uyarıcı etkisi olumlu sonuç gösterdikçe, borsalar kısa sürede toparlanacak ve bırakın devalüasyon öncesi dönemi, birkaç sene içerisinde daha önceki zirvelerini bile zorlayacak seviyelere yükselecektir.

Dolayısıyla devalüasyon sonrası dönemde, zamanını kollayarak hisse senedi yatırımı yapmak en iyi seçenek olacaktır.


6 Nisan 2025 Pazar

Küresel Rekabet Avantajı Sağlayabilmek için Dolar Fiyatı Ne Kadar Olmalı?

Çin Yuan’ının Gerçek Türk Lirası grafiğine bakınız. Mavi eğri piyasa değerini, kırmızı kalın eğri gerçek değeri gösteriyor. Piyasa değerinin gerçek değerin altında bulunması, Türk Lirası’nın aşırı değerlendiğinin bir göstergesi durumunda. Oysa Çin ile rekabet edebilmek için Yuan’ın Türk Lirası karşısındaki piyasa değerinin, gerçek değerinin üzerinde bulunması, yani mavi eğrinin kırmızı eğrinin üzerine çıkması, en azından bu ikisinin birbirine eşitlenmesi gerekir.

Bu grafikten çıkaracağımız sonuç şu: Türkiye’de eğer bir devalüasyon olacaksa, bu miktar en düşük %82 oranında gerçekleştirilmelidir.

Ortalamalar cinsinden Doların Gerçek Türk Lirası Değeri tablosuna geri dönelim. Burada devalüasyon miktarına dönük olarak %22 ile %134 arası bir değerlenme oranı, yani 44.5 lira ile 85.5 lira arasındaki bir dolar değeri ile karşılaşıyoruz.

Devalüasyon oranına dönük üçüncü çıkarımı ise aşağıdaki tablo üzerinden gerçekleştirebiliriz. 2020 başından günümüze dolar fiyatının diğer kalemler karşısında ne kadar geride kaldığını görüyorsunuz. Yine en az %80’ler gibi bir devalüasyon olasılığı beliriyor buradan da.

Varsayalım devalüasyon oldu. Sonrasında ne yaşarız? (After devaluation) Biraz da buna bakalım.

Konuyu anlayabilmek için diğer ülkelerin deneyimlerini incelemekte yarar var. Nijerya, Haziran 2023 ve 2024 yılı başı olmak üzere toplamda %350’lik iki aşamalı devalüasyon yaşadı. Öncesinde enflasyonları %30, büyüme oranları %3 civarındaydı. Günümüzdeki duruma baktığımızda bu rakamlarda herhangi bir anlamlı değişiklik gerçekleşmediğini görüyoruz. Nijerya’nın günümüzdeki enflasyonu %34, büyüme oranı ise %3.5 civarlarında.

Böylece devalüasyonun, mutlaka enflasyon artışına neden olacağı varsayımı yanlışlanmış oluyor. Elbette her ülkenin kendine has gerçeklikleri söz konusudur. Nijerya’da enflasyonun artmamış olması, Türkiye’de artmayacağı anlamına gelmez fakat devalüasyon oranında enflasyon beklenmemesi gerektiğini kanıtlar. Buna geleceğiz.

Nijerya grafiğinin son bölümüne dikkat ediniz. Bir devalüasyonun başarılı olduğunun söylenebilmesi, yani -atom modelinden hatırlayın- yozlaşmanın değil uyarılmanın yaşanabilmesi için, kırmızı renkli gerçek değer eğrisinin başını eğip yatay seyre doğru düzeltme yapması gerekir. Nijerya grafiğinde bunu göremiyoruz. Yani enflasyonları artmamış fakat devalüasyonları da başarılı olmamış görünüyor. Demek ki ya bir kalkınma stratejileri yok ya da gereğince uygulayamamışlar.

Şimdi Pakistan grafiğine bakınız. Bu ülke bir devalüasyon yapmamış ancak bir kural olarak paralarını değersiz tuttukları, yani mavi renkli piyasa değerini uzun yıllardır kırmızı renkli gerçek değerin üzerinde bulundurma taktiği izledikleri anlaşılıyor. Grafik 1993 yılı başından günümüze dek olan resmi veriyor. Son bölüme dikkat ediniz. Gerçek değer ve piyasa değeri nihayet başlarını eğip yatay seyre geçmişler. Eğer ilerleyen aylarda kırmızı renkli gerçek değer eğrisi başını aşağıya eğip gerilemeye başlarsa, son bir buçuk yıldır uyguladıkları ekonomik politikaların artık nihayet başarılı olmaya başladığı söylenebilecektir. Günümüzde Pakistan’ın yıllık enflasyonu %1 ve büyüme oranı %2.75 civarlarında.



18 Mart 2025 Salı

Doların Gerçek Türk Lirası Değeri - $GD₺ - Mart 2025

Doların Türk Lirası değerinin belirlenmesinde artan parasal ve mali basınç sonsuza dek kontrol edilemez.

Doların Gerçek Türk Lirası Değeri’ni incelediğimiz grafiklerimiz ile başlayalım. Bu hesaplama yönteminde, ABD ve Türkiye’nin büyüme ve enflasyon rakamları, farklı baz tarihlerinin bir kombinasyonu şeklinde karşılaştırılmaktadır.

İlk grafiğimiz -eğer itimat ediyorsanız- TÜİK enflasyon verileriyle oluşturuldu. Günümüzde Doların Piyasadaki Türk Lirası Değeri 36.55 TL civarında seyrediyor. Doların Gerçek Türk Lirası Değeri ise -TÜİK enflasyon verileriyle bakıldığında- yalnızca 24.0144 Türk Lirası çıkıyor. Yani TÜİK’e göre doların piyasa değeri, gerçek değerinden %52 daha pahalı durumdadır.

Yaşadığımız hayatın gerçekleriyle düşündüğümüzde bence az önceki grafik Doların Gerçek Türk Lirası Değeri’ni değil tam tersine TÜİK’in enflasyon verilerini ne kadar hatalı ve düşük açıkladığının kesin kanıtını vermektedir. Yani, TÜİK mahkemesi hala devam ediyor bildiğim kadarıyla, burada delil olarak kullanılabilir.

2022 yılının Temmuz ayında Dolar’ın piyasa değeri, gerçek değerinin %105 üzerine çıkmıştı. Benzeri bir kaybın yaşanması durumunda, yine TÜİK verileriyle, doların fırlayabileceği maksimum değer 49.2183 olarak belirmektedir.

İkinci grafiğimiz ENAG enflasyon verileriyle oluşturuldu. İlk grafikte mavi renk ile gösterilen piyasa değeri, kırmızı renkli gerçek değerin %52 üzerinde bulunuyordu. Burada ise Piyasa Değeri’nin Gerçek Değer karşısında rekor gerileme içerisinde olduğunu görüyoruz. Aralarında tam olarak %122’lik fark var.

Yani ENAG verilerine göre Doların Gerçek Değeri 81.12 Türk Lirası. Bu değer Türk ekonomisinin iyi durumda olduğu Temmuz 2008 tarihindeki -%70’lik orana karşılık gelen değerden bile çok daha büyük bir farka işaret ediyor. Yani ENAG verileri açısından Türk Lirası, tarihinde hiç olmadığı kadar aşırı değerli bir seviyeye taşınmış durumdadır. Bir diğer deyişle Dolar, Türk Lirası karşısında aşırı ucuzdur. Üretici, ihracatçı, sanayici ve turizmcilerin rahatsızlıklarının temel nedeni paritedeki bu çarpıklıktan kaynaklanmaktadır.

Bazılarınız biliyorum TÜİK’in verilerini az bulmakla beraber, ENAG verilerini de yüksek buluyorsunuz. Bu nedenle kısaca İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Planlama Ajansı’nın, yani ITO ve IPA’nın enflasyon verileriyle oluşturulan grafiklere bakacak, daha sonra bunların ortalamalarının alındığı bir tabloyla Gerçek Dolar Değeri Aralığı’nı belirlemiş olacağız.

Ülkenin istatistik kurumuna güven duyamamak, gerçekten insanın kendisini kötü hissetmesine neden olan son derece üzüntü verici bir durum. Ücretliler olarak maaşlarımızda bunun reel etkilerini görüyor; ekonomik çıkarımlar yapmak, tablo ve grafikler oluşturmak noktasında da büyük sıkıntı çekiyoruz.

ITO verileri TÜİK verileriyle paralellik gösteriyor. Bu kapsamda, tıpkı TÜİK grafiğinde olduğu gibi, burada da -aradaki fark daha az olmakla birlikte- mavi renkli piyasa değeri, kırmızı renkli gerçek değerin %14 üzerinde bulunuyor. ITO’ya göre Doların Gerçek Değeri 31.94 Türk Lirası. Kasım 2021’deki gibi bir tırmanma yaşanması durumunda görülebilecek Maksimum Dolar Değeri ise 65.64 Türk Lirası.

İstanbul Planlama Ajansı, yani IPA’nın verileri baz alınarak hesaplama yapıldığında, Doların Gerçek Değeri olarak karşımıza 40.79 Türk Liralık bir değer çıkıyor. Buna göre güncel piyasa değeri gerçek değerin %12 aşağısında bulunmaktadır.

Kasım 2021 tarihinde, IPA verileri doğrultusunda, dolar fiyatında %90’lık bir pozitif değerlenme yaşamıştı. Bu seviyenin günümüzde tekrarı durumunda, Doların Maksimum Değeri olarak 77.39 Türk Liralık bir fiyatlama ile karşılaşılabileceğini görüyoruz.

Bu veri bolluğu karşısında belki de en iyisi, hepsinin ortalamaları alarak buna göre bir çıkarım yapmak. Ekranınızdaki tabloda bunu izliyorsunuz. Doların piyasa değeri günümüzde 36.55 Türk Lirası civarında. Ortalamalar cinsinden bakıldığında Doların Gerçek Değeri 44.47 Türk Lirası ve maksimum değeri de 85.53 Türk Lirası çıkıyor. Dolayısıyla bu iki değer arasındaki bir seviyeyi, doların hedef fiyatı olarak düşünebilirsiniz.


Doğal Faiz Aralığı ve Nas Oranı

Nas Suresi, Kur’an’ın 114. ve son suresi, iniş sırasına göre ise 21. suresi olup altı ayetten oluşmaktadır. Buradaki kapsamıyla nas, insanlar anlamına gelir.

İslam fıkıhında ise nas, Kur’an’da yer alan ayetler ile peygamber sözü olan hadislerin genel adına verilen bir isim. Yani böyle düşününce Kur’an ayetleri “nas”ın bir alt bölümü oluyor. Peygamber sözünün ya da davranışlarının ayetler ile eşitlenmesini doğru bulmadığımı burada ifade edeyim.

Neyse… Konumuz faiz ve nas ilişkisi. İslam’ın faizi (yani paradan para kazanmayı), gararı (yani risk almadan ya da bir anlaşmada örtük maddelerle haksız kazanca yol açacak şekilde para kazanmayı) ve ticarette aldatmayı yasakladığını biliyoruz. Fakat İslam dünyası nedense hep faizi konuşuyor; işin aldatma ve garar kısmı ise hep gani.

Faizi de yanlış konuşuyorlar. İslami hükümleri çağdaş dünyanın gereklerine göre yorumlamaya çalışan pek çok ilahiyatçı, Hazreti Muhammed döneminde yasaklanan riba ile günümüzdeki faizin birbirine denk olmadığını söylüyor. Bu alimlere göre Kur’an o dönemde bilinmeyen banka faizlerini değil tefeciliği yasaklamaktadır.

Hele bizimki gibi yüksek enflasyon ülkelerinde, enflasyona denk ya da o civarlardaki faizin haram olduğunu söylemek akıl dışılığa sapmaktır. İslam’ın akıl ve mantık dini olduğu söylenip durur. Öyleyse gereğince hareket edilmeli ve yeni kavramlardan korkulmamalıdır.

Bu kapsamda sizlere Doğal Faiz Aralığı ve Nas Oranı kavramlarını tanıtmak istiyorum.

Grafiğimize dikkat ediniz. Mavi renkli alttaki eğri bir ülkenin enflasyon oranından büyüme oranının çıkarılması ile oluşturulurken, üstteki eğri ise enflasyon oranına büyüme oranının eklenmesiyle oluşturuluyor. Bu iki eğrinin ortasındaki alan Doğal Faiz Aralığı’nı gösteriyor.

İşte bu Doğal Faiz Aralığı içerisinde yer alan her faiz oranı, Nas Oranı olarak kabul edilebilir. Riba anlamındaki faiz, Doğal Faiz Aralığı’nın üzerinde faiz almak, yani Pozitif Faiz Bölgesi’nde bulunmaktır. Ve evet, inancınıza göre eğer faiz almak günahsa, Pozitif Faiz Bölgesine isabet eden oranda faiz almayacaksınız.

Fakat dikkat ediniz, Negatif Faiz Bölgesi’nde bulunmak da faiz vermek anlamına gelmektedir; yani en az Pozitif Faiz Bölgesi’nde bulunup faiz almak kadar, Negatif Faiz Bölgesi’nde bulunup faiz vermek de günahtır.

Grafiğimizden hareket ederek konuyu biraz açalım: Doğal Faiz Aralığı’nın alt ve üst bantlarının 15-20 aralığında bulunduğunu varsayın. Eğer %22 faiz alırsanız riba kapsamına girersiniz. Yok eğer banka mudisine Doğal Faiz Aralığı’nın altında kalacak şekilde yüzde 12 faiz veriyorsa, bu durumda banka mudiye değil mudi bankaya faiz veriyor anlamına gelir. Yani böyle bir uygulamada mudinin değil bankanın faiz kazancı bulunuyor demektir.

İnançlı birey için bunun anlamı faiz alarak değil faiz vererek günah işliyor olduğudur. Günah işlemek istemeyenler Doğal Faiz Aralığı'nda kalmalı yani Nas Oranı'nı tutturmalıdır. Yüksek faizi kabul etmiyorsanız, Nas Oranı’nın altındaki faizi de kabul etmeyeceksiniz.

Çünkü Nas Oranı faiz değildir, günah değildir fakat sıfır da değildir.

Elbette Doğal Faiz Aralığı belirlenirken, geçmişin verileriyle yetinmek doğru bir yaklaşım olmaz. İçinde geleceğe dönük projeksiyonların da yer aldığı bileşkesel bir formülasyonun gerekliliği kesindir. Hesaplama yapılırken verilerin yarısı geçmiş gerçekleşmelerden diğer yarısı gelecek tahminlerinden oluşturulmalıdır. Vade sonunda gerçekleşmeler doğrultusunda, eğer anlaşma bu yöndeyse ve gerekirse ek düzenlemeler yapılabilir.

Peki, Türkiye uyguladığı faiz politikasıyla Doğal Faiz Aralığı’nı tutturabiliyor mu, Nas Oranı’nı sağlıyor mu, bir de buna bakalım.

Grafiğimiz 2017 Ocak ayından günümüze olan durumu gösteriyor. 1 rakamı ile belirtilen Haziran 2018 sonrası dönemde MB faizlerinin yükseltilmesi, doğal faiz aralığında kalınması açısından doğru bir hareketmiş. Ancak 2 rakamı ile belirtilen bölgede görüyoruz ki, faizlerin düşürülmesinde geç kalınmış. Tabi bu dönemde MB rezervlerinin yakıldığı yapay bir etki söz konusuydu; dolayısıyla “geç kalındı” şeklinde bir ifade burada doğru olmayabilir.

Ancak ben zaten dikkatinizi 3 rakamı ile belirtilen son bölüme çekmek istiyorum. Yeşil renkle gösterilen faizlerin kırmızı renkle gösterilen Doğal Faiz Aralığı’nın, dolayısıyla Nas Oranı’nın ne kadar aşağısında kaldığını görüyorsunuz değil mi? Uygulanan faiz politikasının yanlışlığı buradan da çok net anlaşılabiliyor.

Grafikte son yedi aydır Doğal Faiz Aralığı’na yetişildiği görülüyor. Ancak unutmayın, buradaki veriler TÜİK’in düşük açıklanan enflasyon verilerine dayanıyor. Bir de bu grafiği ENAG verileriyle ya da daha gerçekçi verilerle oluşturduğumuzda, aslında faizlerin hala düşük seviyelerde bulunduğu görülecektir.


15 Mart 2025 Cumartesi

Faizde Türk ve Yabancı Yatırımcı Arasındaki Kazanç Farkı

     Aşağıdaki grafiğin son bölümündeki yeşil ile kırmızı eğriler arasındaki farka dikkat ediniz. Yeşil dövizin, kırmızı faizin yıllık seviyelerini gösteriyor. İşte %30’u bulan aradaki bu açıklık, Türkiye’ye carry trade kapsamında giren dövizin nedenini ve sağladıkları net karın büyüklüğünü gösteriyor.

Yurtdışındaki tefecilere, son bir senedir en düşük %30 net dolar faizi veriliyor, farkında mısınız? Ve bu faizin yükü sizin TÜİK enflasyonu oranında bile artırılmayan maaşlarınızdan, gerileyen alım gücünüzden, eriyen birikimlerinizden karşılanıyor, farkında mısınız?

Şimdi 4 numaralı elipsimizin yine son bölümünde, kırmızı ve mor eğriler arasındaki farka dikkat ediniz. Aradaki bu fark, parasını faize yatıran Türk yatırımcısının karşılaştığı zararın yaklaşık göstergesi niteliğinde... Niçin yaklaşık diyorum? Çünkü mor renk ENAG enflasyonunu ifade ediyor.

Evet, yurtdışından dövizini getirip bozduranlar faiz kazancı sağlarken, Türk Lirası birikimini aynı faize yatıranlar zarar ediyorlar. Çünkü yurtdışındaki yatırımcı Türkiye’deki enflasyondan etkilenmiyor, karını alıp parasını yeniden dövize çevirdiğinde kendi memleketindeki alım gücü yükselmiş oluyor.

Türk yatırımcı ise enflasyondan birebir etkileniyor ve aldığı yüksek faize karşın dönem sonunda alım gücü artmış değil gerilemiş oluyor. Çünkü biliyoruz ki TÜİK enflasyonu düşük açıklıyor ve gerçek enflasyon aslında, verilen banka faizlerinin çok üstünde bulunuyor.

İşte bu nedenlerle fakirleşiyoruz. Herkes alım gücü gerilemesinden söz ediyor. Gerçek fakirleşme ise tasarruflarımızın ve birikimlerimizin erimesiyle karşımıza çıkıyor. Artık toplumun çok çok büyük bir kesimi için bırakın ev ya da araba sahibi olmayı, bir tatile çıkmak bile mümkünsüz bir hayal durumunda.

     Daha önce de yazmıştım: Türk ekonomisi yalnızca 10 milyon civarında insanın harcamalarıyla döndürülüyor. Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, kafelerde gördüğünüz işte bu on milyon insan. İçindeyseniz ne ala, dışındaysanız haliniz fena!

18 Ocak 2025 Cumartesi

Enflasyonla Savaşın Yolu Faiz Düşürmek mi Yoksa Faiz Artırmak mı?

 


Enflasyonun Sebebi Ne Faiz Ne Döviz Artışı


Bu grafiğimizde 2015 başından günümüze dolar arzındaki gelişmeyi görüyoruz. 2020 pandemisindeki sıçramayı fark etmiş olmalısınız. Sonra enflasyon azıyor ve 2022 sonrasında enflasyonla savaş için, faiz yükselterek fazladan basılmış dolarları geri çekiyorlar.

Yani bizde yapıldığı gibi enflasyonla savaş için faizi düşürmüyor tam tersine artırıyorlar ve para basmıyor tam tersine piyasada mevcut para miktarını azaltıyorlar.

“Faiz sebep enflasyon sonuç” denilerek öylesine büyük bir hata yapıldı ki, bunun acısını daha uzun yıllar boyunca çekeceğiz. Günümüzde uygulanan ekonomik politika ise “döviz artışı sebep enflasyon sonuç” yöntemidir. Ve en az ilki kadar yanlıştır. Bu nedenle ekonomi düzelmeyecektir. İnsanların alım güçleri bu nedenle gerilemeye devam edecektir.

Enflasyonla savaş yöntemi olarak eğer faiz artışı birinci silahsa, ikinci silah da dövizin enflasyonla paralel yükselişine izin verilmesidir. İki silahı aynı anda çekmelisiniz. İki ayağınızla birlikte koşmalısınız. Tek ayakla sıçrayarak bir yere varamaz, eninde sonunda tökezler, bir engele yani bir ekonomik krize takılır, yuvarlanır kalırsınız.

Mevcut ekonomik politikalar daha iyi değil daha kötü günleri çağırmaktadır.

UYARI

UYARI