dolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2025 Pazar

Küresel Rekabet Avantajı Sağlayabilmek için Dolar Fiyatı Ne Kadar Olmalı?

Çin Yuan’ının Gerçek Türk Lirası grafiğine bakınız. Mavi eğri piyasa değerini, kırmızı kalın eğri gerçek değeri gösteriyor. Piyasa değerinin gerçek değerin altında bulunması, Türk Lirası’nın aşırı değerlendiğinin bir göstergesi durumunda. Oysa Çin ile rekabet edebilmek için Yuan’ın Türk Lirası karşısındaki piyasa değerinin, gerçek değerinin üzerinde bulunması, yani mavi eğrinin kırmızı eğrinin üzerine çıkması, en azından bu ikisinin birbirine eşitlenmesi gerekir.

Bu grafikten çıkaracağımız sonuç şu: Türkiye’de eğer bir devalüasyon olacaksa, bu miktar en düşük %82 oranında gerçekleştirilmelidir.

Ortalamalar cinsinden Doların Gerçek Türk Lirası Değeri tablosuna geri dönelim. Burada devalüasyon miktarına dönük olarak %22 ile %134 arası bir değerlenme oranı, yani 44.5 lira ile 85.5 lira arasındaki bir dolar değeri ile karşılaşıyoruz.

Devalüasyon oranına dönük üçüncü çıkarımı ise aşağıdaki tablo üzerinden gerçekleştirebiliriz. 2020 başından günümüze dolar fiyatının diğer kalemler karşısında ne kadar geride kaldığını görüyorsunuz. Yine en az %80’ler gibi bir devalüasyon olasılığı beliriyor buradan da.

Varsayalım devalüasyon oldu. Sonrasında ne yaşarız? (After devaluation) Biraz da buna bakalım.

Konuyu anlayabilmek için diğer ülkelerin deneyimlerini incelemekte yarar var. Nijerya, Haziran 2023 ve 2024 yılı başı olmak üzere toplamda %350’lik iki aşamalı devalüasyon yaşadı. Öncesinde enflasyonları %30, büyüme oranları %3 civarındaydı. Günümüzdeki duruma baktığımızda bu rakamlarda herhangi bir anlamlı değişiklik gerçekleşmediğini görüyoruz. Nijerya’nın günümüzdeki enflasyonu %34, büyüme oranı ise %3.5 civarlarında.

Böylece devalüasyonun, mutlaka enflasyon artışına neden olacağı varsayımı yanlışlanmış oluyor. Elbette her ülkenin kendine has gerçeklikleri söz konusudur. Nijerya’da enflasyonun artmamış olması, Türkiye’de artmayacağı anlamına gelmez fakat devalüasyon oranında enflasyon beklenmemesi gerektiğini kanıtlar. Buna geleceğiz.

Nijerya grafiğinin son bölümüne dikkat ediniz. Bir devalüasyonun başarılı olduğunun söylenebilmesi, yani -atom modelinden hatırlayın- yozlaşmanın değil uyarılmanın yaşanabilmesi için, kırmızı renkli gerçek değer eğrisinin başını eğip yatay seyre doğru düzeltme yapması gerekir. Nijerya grafiğinde bunu göremiyoruz. Yani enflasyonları artmamış fakat devalüasyonları da başarılı olmamış görünüyor. Demek ki ya bir kalkınma stratejileri yok ya da gereğince uygulayamamışlar.

Şimdi Pakistan grafiğine bakınız. Bu ülke bir devalüasyon yapmamış ancak bir kural olarak paralarını değersiz tuttukları, yani mavi renkli piyasa değerini uzun yıllardır kırmızı renkli gerçek değerin üzerinde bulundurma taktiği izledikleri anlaşılıyor. Grafik 1993 yılı başından günümüze dek olan resmi veriyor. Son bölüme dikkat ediniz. Gerçek değer ve piyasa değeri nihayet başlarını eğip yatay seyre geçmişler. Eğer ilerleyen aylarda kırmızı renkli gerçek değer eğrisi başını aşağıya eğip gerilemeye başlarsa, son bir buçuk yıldır uyguladıkları ekonomik politikaların artık nihayet başarılı olmaya başladığı söylenebilecektir. Günümüzde Pakistan’ın yıllık enflasyonu %1 ve büyüme oranı %2.75 civarlarında.



14 Mart 2025 Cuma

Dış Güçler - Nas Oranı

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Faiz Sebep Enflasyon Netice" ekonomik politikasının uygulandığı aşağıdaki grafiğin 3 numaralı elips bölümünde, kötü sonuçları görülmesine karşın seçim tarihi olan Haziran 2023’e kadar faizler -hiçbir maddi gerçeklikle bağdaşmayacak şekilde- çok sert düşürüldü.

Faizlerdeki bu hızlı ve yapay düşüşün enflasyon ve dolar fiyatı üzerindeki etkileri korkunç oldu.

"Faiz Sebep Enflasyon Netice" politikasının ilk olarak uygulandığı Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde 128 milyar dolarlık Merkez Bankası döviz rezervleri kullanılmış ancak faizlerin yapay düşürülme yöntemi yine de başarısız olmuştu.

Buna karşın aynı yöntem bir kez daha uygulamaya konuldu. Bu ikinci dönemde Merkez Bankası rezervleri de yetersiz olduğu için büyük bir ekonomik yıkım yaşandı ve toplumun üst %3-5'lik dilimi haricinde tüm kesimler çok korkunç alım gücü kayıplarıyla karşılaştılar.

Ekonomideki yanlış ve kötü yönetimin, enflasyonun, döviz artışının ve alım gücü kayıplarının nedeninin dış güçler olduğunu, muhalefet olduğunu, uzaylılar olduğunu (hatta pahalılığın Allah’tan geldiğini söyleyenler olmuştu, biliyorsunuz) ya da (bu pahalılığın nedeninin) İmamoğlu olduğunu söyleyenlere yukarıdaki grafiği göstermek belki bir işe yarayabilir. Hala gerçeği kavramıyor ya da inatla kabul etmiyorlarsa, bu durumda yapılabilecek pek de bir şey kalmıyor demektir.

Haziran 2023 seçimlerden sonra yapılan ilk iş, sanki Türk ekonomisindeki açmazın sorumlusu onlarmış gibi, Merkez Bankası Başkanı ve Maliye Bakanı’nın değiştirilmesi oldu.

Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin beşinci yılındaki beşinci Maliye Bakanı olarak göreve başladı. Onu beşinci yıldaki beşinci Merkez Bankası Başkanı olarak Hafize Gaye Erkan’ın atanması izledi. Sekiz ay sonrasında Merkez Bankası Başkanı bir kez daha değişecek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin beş buçuğuncu yılındaki altıncı Merkez Bankası Başkanlığı’na Fatih Karahan atanacaktı.

Öyle görülüyordu ki, ekonominin kötü idaresinden herkes sorumluydu; bir kişi hariç.


UYARI

UYARI