faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2025 Pazartesi

Arjantin, Türkiye ve Devalüasyon

Türkiye'nin ikizi olduğu sıklıkla dile getirilen Arjantin’in para birimi Ağustos 2022-Ağustos 2023 arası dönemde %267 oranında değer kaybetmiş, Aralık 2023 tarihinde de %124’lük keskin bir devalüasyon gerçekleştirilmişti. Devalüasyonun yapıldığı tarih aşağıdaki grafikte 1 no’lu dikdörtgen bölüm içerisine görülüyor. Arjantin pesosu o günden bu yana değer kaybetmeye devam etmektedir ancak artık daha makul kayıplar söz konusudur. Bu grafikte 2 no’lu küçük kutudaki gelişmeye dikkat ediniz. Kırmızı renkli Gerçek Değer Eğrisi başını eğerek yataya doğru alçalmaya başlamış durumda. Yani belki de önümüzdeki aylarda, Arjantin ekonomisinin nihayet toparlanmaya başladığını görmemiz mümkün olabilir.

Günümüzde Arjantin enflasyonu %200’lerden %53’e gerilemiş durumda. Büyüme rakamları ise (–%1) değerini gösteriyor. Bir yıl üç ay önceki devalüasyonun, Arjantin enflasyonunu hızlandırma değil yavaşlatma yönünde etki yaptığını izliyoruz. Eğer gerekli önlemler alınırsa Türkiye’de de benzeri bir gerçekleşme yaşanabilir.

Arjantin ekonomisinin seyrini, büyüme rakamlarına da dikkat ederek sonraki aylarda takip etmeyi sürdüreceğiz.

Aşağıda Türkiye'nin resmi TÜİK kurumu tarafından açıklanan veriler doğrultusunda hazırlanmış Gerçek Dolar Değeri Grafiği bulunmaktadır.. Kırmızı renkli Gerçek Değer Eğrisinin hala nasıl bodoslama yükselmeye devam ettiğini görüyorsunuz.

Bir aşağıdaki ENAG grafiğindeki durum ise daha fena. Yani son dönemde uygulanan ekonomik politika, ite kaka enflasyonu belki biraz düşürmüş olabilir ancak Türkiye'de insanların alım gücü kayıplarının zirve yaptığı bu politikalar nedeniyle çekilen tüm sıkıntılara karşın, hala gerçek bir başarıya ulaşıldığı söylenemez… Ve çok da uzak olmayan bir sürenin sonunda, bu grafikte bir sıkıntı sıçramasının görülme olasılığı çok yüksek gibi duruyor.

Devalüasyon sonrasında, (yani “the day after devaluation”) her mal, hizmet ve yatırım aracı aynı tepkiyi vermeyecektir. Kimilerinde şiddetli kimilerinde hafif bir etki görülecektir. Bu iddianın temel dayanağı, enflasyon karşısında her mal, hizmet ve yatırım aracının aynı tepkiyi vermemesi gerçeğine dayanmaktadır.

İmalat sanayi, otomotiv, elektronik, telekomünikasyon gibi ithalat yoğun sektörlerin ürün fiyatları devalüasyondan büyük oranda etkilenecek, doğalgaz ve petrol gibi ürünler ise neredeyse devalüasyon oranını bire bir yansıtacak şekilde pahalılaşacaktır.

Diğer yandan girdisi ağırlıklı olarak yerli üretime dayanan ürünlerde ve hizmet sektöründe ise devalüasyonun etkisi daha sınırlı kalacaktır. Örneğin turizmde fiyatlar, döviz cinsinden gerileyecektir. Çünkü bu segmentte enflasyonun etkisi, döviz fiyatlarının yükselmesine göre çok daha belirleyici olmaktadır.

Devalüasyon elbette Türkiye’de ilk anda enflasyonu artıracak bir unsurdur. Ancak bu etkinin ne oranda ağır ya da hafif yaşanacağının göstereni, alınacak parasal ve mali politikalarla yakından ilişkilidir. Eğer yozlaşma yönünde değil uyarılma yönünde bir devalüasyon gerçekleştirilirse, devalüasyon tarihinden sonraki birkaç ay içerisinde enflasyonun kontrol altına alınması mümkün olabilir.

Dolayısıyla devalüasyona hazırlık aşamasındaki ve devalüasyon sonrasındaki politikaların dürüst, işinin ehli, yurtsever, namuslu, dirayetli, halktan, bilimden ve akıldan yana insanlar tarafından idare edilmesi son derece önemlidir. Eğer eski tas eski hamam devam edilirse, ne yapılsa işe yaramayacaktır.

Dolayısıyla devalüasyon en uygun zamanı kestirilip planlanarak ve bu tarihten sonraki döneme hazırlanarak gerçekleştirilmelidir; yani devalüasyonun uyarılma yönünde etki göstereceğinden emin olunmalıdır.

Peki, bir devalüasyona hangi tür yatırım aracı nasıl tepki verir; buna da bakılması gerekiyor.

Kiralar enflasyon paralelinde arttırıldığı için devalüasyondan birebir etkilenmez. Yine konut ve arsa fiyatları da –aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere- konut fiyat endeksinin enflasyon oranında ve hatta enflasyondan çok daha yüksek artması nedeniyle devalüasyon oranında artış göstermezler.

Devalüasyonun olumlu ya da olumsuz gerçek sonuçlarını alabilmek için üç-beş ay sonrasını, hatta bir senelik süreci değerlendirmek gerekir. Konut fiyatları bu zaman içerisinde dengelenecek ve gerçek değerlerini bulacaktır.

Değerli metaller, Bitcoin gibi akçalar ve dövize endeksli fonlar, elbette Türk Lirası cinsinden, devalüasyon oranında değer kazanırlar.

Faizlerin ilk anda yükselmesi doğaldır ancak devalüasyonun uyarılma yönünde başarılı sonuçlar göstermesi durumunda, faizler üç ay içerisinde, devalüasyon öncesindeki duruma göre bile çok daha fazla gerileyecektir.

Yatırım aracı olarak devalüasyondan en büyük hasarı, hisse senetleri ve Türk Lirası cinsinden fonlar alacaktır çünkü bu alanlarda nominal gerilemeler yaşanmasa bile, reel anlamda kayıplar söz konusu olacaktır. Fakat ekonomi düzeldikçe, yani devalüasyonun uyarıcı etkisi olumlu sonuç gösterdikçe, borsalar kısa sürede toparlanacak ve bırakın devalüasyon öncesi dönemi, birkaç sene içerisinde daha önceki zirvelerini bile zorlayacak seviyelere yükselecektir.

Dolayısıyla devalüasyon sonrası dönemde, zamanını kollayarak hisse senedi yatırımı yapmak en iyi seçenek olacaktır.


18 Mart 2025 Salı

Doğal Faiz Aralığı ve Nas Oranı

Nas Suresi, Kur’an’ın 114. ve son suresi, iniş sırasına göre ise 21. suresi olup altı ayetten oluşmaktadır. Buradaki kapsamıyla nas, insanlar anlamına gelir.

İslam fıkıhında ise nas, Kur’an’da yer alan ayetler ile peygamber sözü olan hadislerin genel adına verilen bir isim. Yani böyle düşününce Kur’an ayetleri “nas”ın bir alt bölümü oluyor. Peygamber sözünün ya da davranışlarının ayetler ile eşitlenmesini doğru bulmadığımı burada ifade edeyim.

Neyse… Konumuz faiz ve nas ilişkisi. İslam’ın faizi (yani paradan para kazanmayı), gararı (yani risk almadan ya da bir anlaşmada örtük maddelerle haksız kazanca yol açacak şekilde para kazanmayı) ve ticarette aldatmayı yasakladığını biliyoruz. Fakat İslam dünyası nedense hep faizi konuşuyor; işin aldatma ve garar kısmı ise hep gani.

Faizi de yanlış konuşuyorlar. İslami hükümleri çağdaş dünyanın gereklerine göre yorumlamaya çalışan pek çok ilahiyatçı, Hazreti Muhammed döneminde yasaklanan riba ile günümüzdeki faizin birbirine denk olmadığını söylüyor. Bu alimlere göre Kur’an o dönemde bilinmeyen banka faizlerini değil tefeciliği yasaklamaktadır.

Hele bizimki gibi yüksek enflasyon ülkelerinde, enflasyona denk ya da o civarlardaki faizin haram olduğunu söylemek akıl dışılığa sapmaktır. İslam’ın akıl ve mantık dini olduğu söylenip durur. Öyleyse gereğince hareket edilmeli ve yeni kavramlardan korkulmamalıdır.

Bu kapsamda sizlere Doğal Faiz Aralığı ve Nas Oranı kavramlarını tanıtmak istiyorum.

Grafiğimize dikkat ediniz. Mavi renkli alttaki eğri bir ülkenin enflasyon oranından büyüme oranının çıkarılması ile oluşturulurken, üstteki eğri ise enflasyon oranına büyüme oranının eklenmesiyle oluşturuluyor. Bu iki eğrinin ortasındaki alan Doğal Faiz Aralığı’nı gösteriyor.

İşte bu Doğal Faiz Aralığı içerisinde yer alan her faiz oranı, Nas Oranı olarak kabul edilebilir. Riba anlamındaki faiz, Doğal Faiz Aralığı’nın üzerinde faiz almak, yani Pozitif Faiz Bölgesi’nde bulunmaktır. Ve evet, inancınıza göre eğer faiz almak günahsa, Pozitif Faiz Bölgesine isabet eden oranda faiz almayacaksınız.

Fakat dikkat ediniz, Negatif Faiz Bölgesi’nde bulunmak da faiz vermek anlamına gelmektedir; yani en az Pozitif Faiz Bölgesi’nde bulunup faiz almak kadar, Negatif Faiz Bölgesi’nde bulunup faiz vermek de günahtır.

Grafiğimizden hareket ederek konuyu biraz açalım: Doğal Faiz Aralığı’nın alt ve üst bantlarının 15-20 aralığında bulunduğunu varsayın. Eğer %22 faiz alırsanız riba kapsamına girersiniz. Yok eğer banka mudisine Doğal Faiz Aralığı’nın altında kalacak şekilde yüzde 12 faiz veriyorsa, bu durumda banka mudiye değil mudi bankaya faiz veriyor anlamına gelir. Yani böyle bir uygulamada mudinin değil bankanın faiz kazancı bulunuyor demektir.

İnançlı birey için bunun anlamı faiz alarak değil faiz vererek günah işliyor olduğudur. Günah işlemek istemeyenler Doğal Faiz Aralığı'nda kalmalı yani Nas Oranı'nı tutturmalıdır. Yüksek faizi kabul etmiyorsanız, Nas Oranı’nın altındaki faizi de kabul etmeyeceksiniz.

Çünkü Nas Oranı faiz değildir, günah değildir fakat sıfır da değildir.

Elbette Doğal Faiz Aralığı belirlenirken, geçmişin verileriyle yetinmek doğru bir yaklaşım olmaz. İçinde geleceğe dönük projeksiyonların da yer aldığı bileşkesel bir formülasyonun gerekliliği kesindir. Hesaplama yapılırken verilerin yarısı geçmiş gerçekleşmelerden diğer yarısı gelecek tahminlerinden oluşturulmalıdır. Vade sonunda gerçekleşmeler doğrultusunda, eğer anlaşma bu yöndeyse ve gerekirse ek düzenlemeler yapılabilir.

Peki, Türkiye uyguladığı faiz politikasıyla Doğal Faiz Aralığı’nı tutturabiliyor mu, Nas Oranı’nı sağlıyor mu, bir de buna bakalım.

Grafiğimiz 2017 Ocak ayından günümüze olan durumu gösteriyor. 1 rakamı ile belirtilen Haziran 2018 sonrası dönemde MB faizlerinin yükseltilmesi, doğal faiz aralığında kalınması açısından doğru bir hareketmiş. Ancak 2 rakamı ile belirtilen bölgede görüyoruz ki, faizlerin düşürülmesinde geç kalınmış. Tabi bu dönemde MB rezervlerinin yakıldığı yapay bir etki söz konusuydu; dolayısıyla “geç kalındı” şeklinde bir ifade burada doğru olmayabilir.

Ancak ben zaten dikkatinizi 3 rakamı ile belirtilen son bölüme çekmek istiyorum. Yeşil renkle gösterilen faizlerin kırmızı renkle gösterilen Doğal Faiz Aralığı’nın, dolayısıyla Nas Oranı’nın ne kadar aşağısında kaldığını görüyorsunuz değil mi? Uygulanan faiz politikasının yanlışlığı buradan da çok net anlaşılabiliyor.

Grafikte son yedi aydır Doğal Faiz Aralığı’na yetişildiği görülüyor. Ancak unutmayın, buradaki veriler TÜİK’in düşük açıklanan enflasyon verilerine dayanıyor. Bir de bu grafiği ENAG verileriyle ya da daha gerçekçi verilerle oluşturduğumuzda, aslında faizlerin hala düşük seviyelerde bulunduğu görülecektir.


14 Mart 2025 Cuma

Faiz mi Krizden, Kriz mi Faizden Çıkar - Nas Oranı

Aşağıdaki grafikte 2 numaralı elips içerisinde bulunan bölüm tarihimizdeki ilk "faiz sebep enflasyon netice" politikasının uygulandığı dönemdi. Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanı olduğu bu dönemde yürürlükteki ekonomik politikayı desteklemek uğruna 128 milyar dolarlık döviz rezervi satışı yapılmış ancak sonuçta başarılı olunamadığı görülmüştü.

Buna karşın yalnızca bir yıl sonrasında, 3 numaralı elips içerisindeki bölümde tarihimizdeki ikinci “faiz sebep enflasyon netice” politikasının uygulanmasına başladı. MB politika faizi 24 Eylül 2021’de bir puan, 22 Ekim’de iki puan, 19 Kasım tarihinde bir puan daha düşürüldü. Açık arttırma gibiydi doğrusu. MB faizi artık %15’di.

Ortada fol yok, yumurta yoktu. Ne oluyordu?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin henüz üçüncü yılı içerisindeydik. MB Başkanlık koltuğunda dördüncü başkan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda ise üçüncü bakan oturuyordu. Maşallahtı doğrusu. Koltuklara layık insan bulma sıkıntısı çekilmiyordu.

Bir süredir Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından şu söylemler dile getiriliyordu: “Bunların kafası basmaz. Ben ekonomistim. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Faizi savunanlar kusura bakmasın, ben faizi savunanla beraber olmam, olamam. Faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Şunu bir defa bilmemiz lâzım. Bu konuda nass ortada. Nass ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor?”

Yoksa hem fol hem yumurta var, biz mi görmüyorduk.

Nitekim faiz düşürülüyor, o düştükçe –artık yeterince MB rezervi de bulunmadığı için- hem dolar hem enflasyon fırlıyordu. 30 Kasım tarihine gelindiğinde dolar fiyatı son bir buçuk ay içerisinde %60’lık artışla 8.42’den 13.47’ye, enflasyon ise %21.3’e yükselmişti.

Bir gün ertesinde, 1 Aralık 2021 tarihinde, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan görevden affını istedi. Hemen affedildi ve yerine üçüncü yıldaki dördüncü Hazine ve Maliye Bakanı olarak Nureddin Nebati atandı. Henüz Ortodoks politikalardan epistomolojik kopuş tam olarak başlamamış, yer kapma yarışı yaşanmamıştı fakat düşük faiz politikasının devam edeceği anlaşılmıştı.

17 Aralık 2021 tarihinde MB, faizi %14’e düşürdü.

Yine birileri içeriden haber almış, tıpkı faizlerin düşürülmeye başladığı ilk tarih olan 24 Eylül’ün on gün öncesinden başlayan döviz alımları gibi, bu sefer de 7 Aralık tarihinden itibaren döviz toplanmaya başlamıştı. 17 Aralık günü dolar en yüksek 17.16 seviyesini gördü. On günde %28’lik bir artış daha anlamına geliyordu bu.

Dövizin yükselişi 20 Aralık Pazartesi günü de sürdü. Dolar en yüksek 18.3674’ü gördü. Günün gecesinde, Kur Korumalı Mevduat Sistemi’ne geçildi.

Aslında dolar zaten yükselmişti yükseleceği kadar. Bu saatten sonra kur korumalıya geçsen ne olurdu, geçmesen ne olurdu?

Voliyi vuranlar vurdu. Satışa geçtiler, bir voli de oradan vurdular. Durum oldu, 2-0. Vatandaşspor gol üstüne gol yiyordu. Ve daha bunlar henüz başlangıçtı.


12 Şubat 2025 Çarşamba

En Çok Kazandıran Yatırımlar - Şubat 2025

Bu metin içerisinde bir önceki ayın ve 2025 yılının en çok ve en az kazandıran yatırımlarını bulacaksınız. Aşağıdaki tabloda yer alan tüm yatırım araçlarının performansları blog içerisindeki diğer yayınlarda ayrıntısıyla ve grafikler eşliğinde incelenmekte, geleceğe dönük tahminler değerlendirilmektedir.

1 Ocak’tan günümüze en çok kazandıran yatırım aracı gümüş. Onu diğer değerli metaller, yani altın ve platin izliyor. Tablonun ortasında Türk lirası olarak fiyatlarını ve değerlenme oranlarını görüyorsunuz. Tablonun sağında ise kazanç ve kayıplar dolar cinsinden ifade edilmişlerdir. Bizim gibi yüksek enflasyon ülkesinde bunu yapmak şart.

Gümüş %11, altın ve platin ise %9 civarlarında kazandırmışlar.

Dördüncü sırada akçaların dominantı Bitcoin yer alıyor. Aslında diğer akçaların önemli kayıplarla karşılaştığı bir dönemdi, bu dönem. Fakat Bitcoin, ay içinde çok daha yüksek değerlere tırmanmış olsa da, Ocak dönemini dolar cinsinden %5.35’lik getiriyle tamamladı.

Bitcoin’i, hala yüksek seyrini koruyan faiz kazancı takip ediyor. 37 gün için %45,5’luk faize yatırılan paranın reel karşılığı bu dönemde %2.26 oldu. Elbette bu dolara karşı olan değerlenmeyi ifade ediyor. Oysa enflasyon açısından bakılsa, faiz aslında zarar ettirmiş olurdu.

Mart ayından itibaren yatırım araçlarının kazanç ve kayıpları, TÜİK ve ENAG enflasyonları açısından da değerlendirilecektir. Böylece baskılanan dövizin neden olduğu yanılsamalar engellenmiş olacaktır. Çünkü Türk yatırımcılar açısından, dolar cinsinden kazanç çoğu durumda enflasyon karşısında kazanç anlamına gelmeyebilmektedir.

Ayrıca Mart 2025 ayından itibaren yukarıdaki tabloya TEFAS fonlarının da genel bir değerlendirmesi eklenecektir.

Ocak ayının getiri sıralamasında altıncı sırada İstanbul konut ortalaması yer alıyor. Buna biraz daha ayrıntılı bakalım.

Verileri “endeksa” sitesinden aldım. Buna göre 100 metrekarelik bir konut fiyatının Türkiye ortalaması bir ay içerisinde 2 milyon 972 binden 3 milyon 14 bin liraya, İstanbul ortalaması ise 4 milyon 477 binden 4 milyon 606 bine yükselmiş durumda.

Türkiye’deki konutların kira ortalamasına baktığımızda 18,100’den 18,700’e bir yükseliş olduğunu görüyoruz. İstanbul’daki konutların kirası ise bir ay içerisinde 25,300’den 26,500’e yükselmiş durumda.

Şimdi getiri sıralamasına döndüğümüzde şuna dikkat etmenizi istiyorum. Altıncı ve sekizinci sıradaki konut getirilerini sıralarken kira kazancını da konut değerlenmesine eklemiş durumdayım. Bu eklemeyi, yaptığınız bir yatırımdaki temettü geliri olarak düşünebilirsiniz.

Böyle baktığımızda İstanbul’daki bir konutun dolar cinsinden ortalama getirisi %1.82’ye ulaşıyor.

Dow Jones getirisi yedinci sırada ve %0.44’lük bir artış var.

Sekizinci sırada konut getirisi olarak Türkiye ortalamasını görüyoruz. Burada da dolar cinsinden 0.38’lik bir kazanç söz konusu.

Son dört sırada ise Ocak 2025’in kaybedenleri bulunuyor.

BIST-100 Endeksi bu dönemde dolar olarak %2.71 kaybettirdi.

Bir de benim seçtiğim 38 hisse senedi var ki, buradaki kayıp çok daha büyük. Dolar cinsinden tam olarak %9.48.

Şimdi size bu hisse senetlerinin kısaca tablosunu göstereyim. İzlediğiniz gibi yalnızca dördü kazandırmış, diğerleri ise hayli yüksek oranlarda kayba uğramışlar. Bakalım sonraki aylarda durum nasıl değişecek?

Henüz hisse senedi almadım. Şu dönemde alır mıyım, onu da bilmiyorum. Fakat değerli metal yatırımlarımı belirli bir seviyeye geldiğinde ve akçalar da belirli bir seviyeye düştüğünde, bir kısmını bozdurup üç, beş ay için Bitcoin, Ethereum ve Binance’a yatırabilirim diye düşünüyorum. Elbette koşullarım sağlanırsa bunu yapacağım.

Ocak 2025’in en ağır kaybedenleri ise Ethereum ve Binance akçalarıydı. Birisi %15, diğeri %17’yi aşkın oranlarda kaybettirdiler.

FED faizini %4,5’da tuttu, herhangi bir indirime gitmedi. Merkez Bankası ise bu dönemde faizleri %47,5’dan %45’e düşürdü.

 Tüm bu yatırım araçları blog içerisinde ayrıntısıyla değerlendirilmektedir.

UYARI

UYARI