nas oranı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nas oranı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2025 Salı

Doğal Faiz Aralığı ve Nas Oranı

Nas Suresi, Kur’an’ın 114. ve son suresi, iniş sırasına göre ise 21. suresi olup altı ayetten oluşmaktadır. Buradaki kapsamıyla nas, insanlar anlamına gelir.

İslam fıkıhında ise nas, Kur’an’da yer alan ayetler ile peygamber sözü olan hadislerin genel adına verilen bir isim. Yani böyle düşününce Kur’an ayetleri “nas”ın bir alt bölümü oluyor. Peygamber sözünün ya da davranışlarının ayetler ile eşitlenmesini doğru bulmadığımı burada ifade edeyim.

Neyse… Konumuz faiz ve nas ilişkisi. İslam’ın faizi (yani paradan para kazanmayı), gararı (yani risk almadan ya da bir anlaşmada örtük maddelerle haksız kazanca yol açacak şekilde para kazanmayı) ve ticarette aldatmayı yasakladığını biliyoruz. Fakat İslam dünyası nedense hep faizi konuşuyor; işin aldatma ve garar kısmı ise hep gani.

Faizi de yanlış konuşuyorlar. İslami hükümleri çağdaş dünyanın gereklerine göre yorumlamaya çalışan pek çok ilahiyatçı, Hazreti Muhammed döneminde yasaklanan riba ile günümüzdeki faizin birbirine denk olmadığını söylüyor. Bu alimlere göre Kur’an o dönemde bilinmeyen banka faizlerini değil tefeciliği yasaklamaktadır.

Hele bizimki gibi yüksek enflasyon ülkelerinde, enflasyona denk ya da o civarlardaki faizin haram olduğunu söylemek akıl dışılığa sapmaktır. İslam’ın akıl ve mantık dini olduğu söylenip durur. Öyleyse gereğince hareket edilmeli ve yeni kavramlardan korkulmamalıdır.

Bu kapsamda sizlere Doğal Faiz Aralığı ve Nas Oranı kavramlarını tanıtmak istiyorum.

Grafiğimize dikkat ediniz. Mavi renkli alttaki eğri bir ülkenin enflasyon oranından büyüme oranının çıkarılması ile oluşturulurken, üstteki eğri ise enflasyon oranına büyüme oranının eklenmesiyle oluşturuluyor. Bu iki eğrinin ortasındaki alan Doğal Faiz Aralığı’nı gösteriyor.

İşte bu Doğal Faiz Aralığı içerisinde yer alan her faiz oranı, Nas Oranı olarak kabul edilebilir. Riba anlamındaki faiz, Doğal Faiz Aralığı’nın üzerinde faiz almak, yani Pozitif Faiz Bölgesi’nde bulunmaktır. Ve evet, inancınıza göre eğer faiz almak günahsa, Pozitif Faiz Bölgesine isabet eden oranda faiz almayacaksınız.

Fakat dikkat ediniz, Negatif Faiz Bölgesi’nde bulunmak da faiz vermek anlamına gelmektedir; yani en az Pozitif Faiz Bölgesi’nde bulunup faiz almak kadar, Negatif Faiz Bölgesi’nde bulunup faiz vermek de günahtır.

Grafiğimizden hareket ederek konuyu biraz açalım: Doğal Faiz Aralığı’nın alt ve üst bantlarının 15-20 aralığında bulunduğunu varsayın. Eğer %22 faiz alırsanız riba kapsamına girersiniz. Yok eğer banka mudisine Doğal Faiz Aralığı’nın altında kalacak şekilde yüzde 12 faiz veriyorsa, bu durumda banka mudiye değil mudi bankaya faiz veriyor anlamına gelir. Yani böyle bir uygulamada mudinin değil bankanın faiz kazancı bulunuyor demektir.

İnançlı birey için bunun anlamı faiz alarak değil faiz vererek günah işliyor olduğudur. Günah işlemek istemeyenler Doğal Faiz Aralığı'nda kalmalı yani Nas Oranı'nı tutturmalıdır. Yüksek faizi kabul etmiyorsanız, Nas Oranı’nın altındaki faizi de kabul etmeyeceksiniz.

Çünkü Nas Oranı faiz değildir, günah değildir fakat sıfır da değildir.

Elbette Doğal Faiz Aralığı belirlenirken, geçmişin verileriyle yetinmek doğru bir yaklaşım olmaz. İçinde geleceğe dönük projeksiyonların da yer aldığı bileşkesel bir formülasyonun gerekliliği kesindir. Hesaplama yapılırken verilerin yarısı geçmiş gerçekleşmelerden diğer yarısı gelecek tahminlerinden oluşturulmalıdır. Vade sonunda gerçekleşmeler doğrultusunda, eğer anlaşma bu yöndeyse ve gerekirse ek düzenlemeler yapılabilir.

Peki, Türkiye uyguladığı faiz politikasıyla Doğal Faiz Aralığı’nı tutturabiliyor mu, Nas Oranı’nı sağlıyor mu, bir de buna bakalım.

Grafiğimiz 2017 Ocak ayından günümüze olan durumu gösteriyor. 1 rakamı ile belirtilen Haziran 2018 sonrası dönemde MB faizlerinin yükseltilmesi, doğal faiz aralığında kalınması açısından doğru bir hareketmiş. Ancak 2 rakamı ile belirtilen bölgede görüyoruz ki, faizlerin düşürülmesinde geç kalınmış. Tabi bu dönemde MB rezervlerinin yakıldığı yapay bir etki söz konusuydu; dolayısıyla “geç kalındı” şeklinde bir ifade burada doğru olmayabilir.

Ancak ben zaten dikkatinizi 3 rakamı ile belirtilen son bölüme çekmek istiyorum. Yeşil renkle gösterilen faizlerin kırmızı renkle gösterilen Doğal Faiz Aralığı’nın, dolayısıyla Nas Oranı’nın ne kadar aşağısında kaldığını görüyorsunuz değil mi? Uygulanan faiz politikasının yanlışlığı buradan da çok net anlaşılabiliyor.

Grafikte son yedi aydır Doğal Faiz Aralığı’na yetişildiği görülüyor. Ancak unutmayın, buradaki veriler TÜİK’in düşük açıklanan enflasyon verilerine dayanıyor. Bir de bu grafiği ENAG verileriyle ya da daha gerçekçi verilerle oluşturduğumuzda, aslında faizlerin hala düşük seviyelerde bulunduğu görülecektir.


15 Mart 2025 Cumartesi

Faizde Türk ve Yabancı Yatırımcı Arasındaki Kazanç Farkı

     Aşağıdaki grafiğin son bölümündeki yeşil ile kırmızı eğriler arasındaki farka dikkat ediniz. Yeşil dövizin, kırmızı faizin yıllık seviyelerini gösteriyor. İşte %30’u bulan aradaki bu açıklık, Türkiye’ye carry trade kapsamında giren dövizin nedenini ve sağladıkları net karın büyüklüğünü gösteriyor.

Yurtdışındaki tefecilere, son bir senedir en düşük %30 net dolar faizi veriliyor, farkında mısınız? Ve bu faizin yükü sizin TÜİK enflasyonu oranında bile artırılmayan maaşlarınızdan, gerileyen alım gücünüzden, eriyen birikimlerinizden karşılanıyor, farkında mısınız?

Şimdi 4 numaralı elipsimizin yine son bölümünde, kırmızı ve mor eğriler arasındaki farka dikkat ediniz. Aradaki bu fark, parasını faize yatıran Türk yatırımcısının karşılaştığı zararın yaklaşık göstergesi niteliğinde... Niçin yaklaşık diyorum? Çünkü mor renk ENAG enflasyonunu ifade ediyor.

Evet, yurtdışından dövizini getirip bozduranlar faiz kazancı sağlarken, Türk Lirası birikimini aynı faize yatıranlar zarar ediyorlar. Çünkü yurtdışındaki yatırımcı Türkiye’deki enflasyondan etkilenmiyor, karını alıp parasını yeniden dövize çevirdiğinde kendi memleketindeki alım gücü yükselmiş oluyor.

Türk yatırımcı ise enflasyondan birebir etkileniyor ve aldığı yüksek faize karşın dönem sonunda alım gücü artmış değil gerilemiş oluyor. Çünkü biliyoruz ki TÜİK enflasyonu düşük açıklıyor ve gerçek enflasyon aslında, verilen banka faizlerinin çok üstünde bulunuyor.

İşte bu nedenlerle fakirleşiyoruz. Herkes alım gücü gerilemesinden söz ediyor. Gerçek fakirleşme ise tasarruflarımızın ve birikimlerimizin erimesiyle karşımıza çıkıyor. Artık toplumun çok çok büyük bir kesimi için bırakın ev ya da araba sahibi olmayı, bir tatile çıkmak bile mümkünsüz bir hayal durumunda.

     Daha önce de yazmıştım: Türk ekonomisi yalnızca 10 milyon civarında insanın harcamalarıyla döndürülüyor. Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, kafelerde gördüğünüz işte bu on milyon insan. İçindeyseniz ne ala, dışındaysanız haliniz fena!

UYARI

UYARI