27 Mart 2025 Perşembe

Ülkelerin Gerçek Dolar Değeri Sıralaması - Mart 2025 - Türkiye Dünyanın En Kötü İkinci Ekonomisi

“Türk’ü Nasıl Fakirleştirirsiniz?” başlıklı yayınımda para ve maliye politikaları alanında yapılan yanlışlıkları saymış; ardından şunu yazmıştım: “Hükümet sizi öncelemiyor ki! Açık ya da saklı başka planları, başka öncelikleri var. Politik önceliklerinin, ideolojik kaygılarının, yani siyasi tercihlerinin en dibinde yer alıyorsunuz. Alım gücünüz gerilemeyecek de ne olacak? Büyük düşünmekten –gerçi onu da beceremiyorlar- siz yurttaşları düşünmeye ne fırsat ne vakit ne de kaynak bulabiliyorlar.” Bunun ardından “Alım gücü kaybının ve enflasyonun nedeninin iktidarın siyasi tercihlerinin sonucu olduğunu vurgulamıştım.

İşte, içinde bulunduğumuz günlerde bunun nihai aşamalarını yaşamaya başladık. Niçin nihai diyorum? Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Ve bu tarihten sonra durumu düzeltmek adına ne tür önlemler alınırsa alınsın, hangi tür tornistan adımlar atılırsa atılsın “yapılmış kötülüğün” ve “kasıtlı hataların” telafisi olmayacak.

Durum zaten çok iyi gitmiyordu. Mehmet Şimşek politikalarıyla varılabilecek “en iyi” zaten geride kalmaya başlamıştı. Reel kesimin döviz açığı son beş yılın zirvesine çıkmış, 148 milyar doları bulmuştu. Mart ayı başından tutuklamalara varıncaya dek geçen süre içerisinde döviz mevduatları yeniden yükseliş eğilimine girmiş, iki hafta içerisinde 3,2 milyar dolarlık artış yaşanmıştı.

Tutuklamalar sonrasında ise “kötülük yaparak boyundan büyük işlere soyunmanın” beklenebilecek sonuçları tüm ağırlığıyla gündeme oturdu.

İlk anda 10 milyar dolarlık carry-trade bozdurulup yurtdışına çıkarıldı. CDS’ler altmış puanlık artışla 320’nin üzerine çıktı. Hafta sonuna kadar üç gün içerisinde MB rezerv satışı 25 milyar doları buldu ve bin bir zorlukla, milletin alım gücündeki zayıflama bahasına, son iki yıl içerisinde biriktirilen swap hariç net rezerv toplamının %38’i satılmış oldu.

Para Politikası Kurulu olağanüstü toplanarak gecelik vadede borç verme faiz oranını 3,5 puanlık artışla %46’ya yükseltti. Londra’da TL gecelik faizi iki yılın zirvesini görerek %136 seviyesine yükseldi. Merkez Bankası vadeli döviz satışına başladı.

Borsa çakıldı ve Mart ayının ilk günlerinde başlayan tüm yükselişin bir anda sıfırlanması yetmezmiş gibi bir sene önceki seviyelere dönülerek BIST-100 Endeksi’nde 9,000 rakamının altı görüldü. Bu millet geçmişten günümüze yapılan tüm sıfırlamaları affetmeye devam ettiği sürece de, benzeri sorunlarla tekrar tekrar yüzleşmeye devam edeceğiz, ne yazık ki!

Dolayısıyla böyle bir ortamda –yatırım tavsiyesi anlamına gelmemekle birlikte ve özellikle alım ve satım anlamında panik hareketlerden sakınmanız gerektiği uyarısını yaparak- geleceğe dönük olarak benim şahsi düşüncem, artık döviz varlıklarında her gerilemenin alım ve Türk varlıklarında ise her yükselişin satış fırsatı olarak değerlendirilebileceği şeklindedir. Ayrıca sanal varlıkların en azından bir kısmının fizikiye çevrilmesi, gelecek günlerdeki olası birikim kayıplarının ve geçim sıkıntısı risklerinin telafisi açısından gerekli bir önlem gibi duruyor.

Şimdi, dünya ülkelerinin Gerçek Dolar Değeri Sıralaması’nı yaparak Türkiye’nin yerini görecek ve Türk ekonomisinin nasıl olup da, dünyanın en kötü ikinci ekonomisi olduğunu grafik ve tablolarımız üzerinden inceleyerek anlayacağız.

Türk Lirası’nın niçin devalüe edilmesi gerektiği tezini destekleyen nitelikte özgün ve güzel bir çalışmadır. Sonuna kadar takip ederseniz, tüm durumu olanca açıklığıyla kavrayacağınıza inanıyorum.

Grafik ve tabloların oluşturulmasında, içinde Türkiye’nin de bulunduğu 70 ülke değerlendirilmeye alındı ancak Türkiye’de farklı kurumlar farklı enflasyon verileri açıkladığı için bu sayıyı tablolar üzerinde 74 olarak göreceksiniz. Yalnızca Türkiye yazan satır, dört kurumun açıkladığı aylık enflasyon verilerinin ortalamasıyla oluşturuldu.

İlk tablomuz Ülkelerin Gerçek Dolar Değeri Sıralaması’nı gösteriyor. Birinci sırada Çin, son sırada İran yer alıyor. Burada pozitif oranlar, ülke ulusal paralarının dolar karşısında ne kadar değersiz olduğunu, negatif oranlar ise ülke ulusal paralarının dolar karşısında ne kadar değerli yani pahalı olduğunu ifade ediyor.

Çin’in değeri %156. Grafiğine bakınız.

Çin Yuanı’nın mavi renkli piyasa değeri, Çin Yuanı’nın kırmızı renkli gerçek değerinin %156 üzerinde bulunuyor. Çin parasının değerini piyasada belirlenecek şekilde serbest bırakacak olsa, son kırk yıllık üstün ekonomik performansı nedeniyle Çin Yuan’ının değer kazanması, yani mavi renkli piyasa değerinin kırmızı renkli gerçek değer eğrisine yakınlaşması beklenirdi. Oysa ABD’ni kızdırma ve bir ticaret savaşını körükleme bahasına Çin bunu yapmıyor ve uluslararası rekabet avantajını pekiştirebilmek amacıyla ulusal parasının değerini düşük tutmaya devam ediyor.

Diğer yandan listemizin son sırasındaki İran ise parasının değerini -%391 oranında aşırı değerli tutmayı tercih ediyor. Ambargoyu delerek piyasa fiyatının çok altında petrol satışını mümkün kılan bir politika olabilir bu. Ancak grafiğinden görüyorsunuz, geçmişte iki kere devalüasyona mecbur kalmışlar, yakın gelecekte de 10 kata varacak oranda bir devalüasyona daha mecbur kalacaklardır.

İran para rejimi çok karışık. Resmi para birimleri Riyal ancak halk günlük alışverişini yaparken bundan bir sıfır atarak ifade ettikleri Tümen birimini kullanıyor.

İran Merkez Bankası Riyal’den beş sıfır atacağını açıkladı ancak henüz yürürlüğe girmiş değil. Bunu yaptıklarında herhalde önceden bir devalüasyon gerçekleştireceklerdir, bu nedenle gecikmiş olabilir.

Ayrıca İran’da resmi kur, serbest piyasa kuru, NIMA ve SANA sistemleri gibi farklı döviz kurları var. Mart 2025 itibarıyla 1 dolar karşılığı olarak resmi kur 42,000 riyal; NIMA kuru 670,000; SANA kuru 700,000; serbest piyasa kurunun ise yakın zamanda 980,000’e ulaştığı ifade ediliyor.

Yani ulusal para biriminin bastırılarak zoraki değerli tutulması stratejisi, rekabet güçlükleri yaratmasının yanı sıra, İran’ın karşılaştığı türden bir enflasyon sarmalını da tetiklemiş oluyor.

Listemizin 73. sırasında, açıkladığı enflasyon verileri itibarıyla ENAG-Türkiye bulunuyor. Yani ENAG’a göre Türkiye, İran dışında parasının değerini en yüksek tutan, yani doların en ucuz olduğu dünya ülkesi durumunda. Kırmızı renkli gerçek değer eğrisinin mavi renkli piyasa değeri eğrisinin %118 üzerinde bulunduğunu görüyorsunuz.

IPA verileri ve Türkiye ortalaması olarak bakıldığında -%7’lik ve -%9’luk değerler görüyoruz. Bunlar gerçek değere oldukça yakın oranlar ancak diğer dünya ülkelerinin kur uygulamalarına bakıldığında, yine Türkiye’yi listenin son sıralarına atan ve dolar karşısında Türk Lirası’nın -geçen hafta gerçekleşen şu son artışa karşın- hala ne kadar değerli olduğunu gösteren bir tablo sunuyor bize.

ITO ise 43. ve hele ki TÜİK ise 21. sırada; elbette eğer inanırsanız.

Yukarıdaki tabloda yer alan Ülkelerin Gerçek Dolar Değeri sıralaması, geçmişten günümüze olan resmi veriyordu. Aşağıdaki tablo ise son bir senelik durumu yansıtıyor.

Son birkaç senedir Çin ekonomisinin yavaşladığı söylenebilir. Belki de bunun nedeni senelik gerçek dolar değerindeki değişim hızının %0.06’ya gerilemesi ve Çin’in bu alanda 16.lığa düşmesi olabilir.

Türkiye burada görüyorsunuz, Arjantin ve Nijerya ile birlikte son sıraları paylaşıyor. Bu tablo, dünya ülke ekonomilerinin gelişme ve gerileme anlamındaki gerçek göstergesi durumunda. Bir ülke ekonomisinin, yurttaşlarına en çok faydayı sağlayacak şekilde gelişebilmesi için tablonun üst sıralarına tırmanması ve gerçek değer değişim hızını pozitife taşıması gerekiyor.

Bu sefer Türkiye ortalamasının grafiğine bakalım. Kırmızı renkli gerçek dolar değeri eğrisinin boynunu hiç eğmeden, ne kadar diklemesine tırmandığını görüyorsunuz. Yurttaşlarının geçimine ve birikimine en az katkıyı sağlayan başarısız bir ekonominin grafiği bu.

Tablomuza geri dönelim. İlk iki sıradaki ülkeyi görüyor musunuz? Bunlar komşularımız Gürcistan ve Ermenistan. Eskinin komünist doğu bloğu ülkeleri bizi çoktan geçtiler. Şimdi sıra belki de bu iki ülkeye gelmiş olabilir; ne dersiniz?

Otuz yıl önce Romanya’ya gitmiştim. İnsanların aylık maaşları bir karton sigaraya eşitti.

Yirmi sene kadar önce, ikiz çocuklarımız nedeniyle iki yıl süreyle Gürcistan’dan hanımlar çocuk bakımı için evimizde kalıp bize destek oldular.

Romanya’da insanların alım gücü bizi geçti. Ve belki de yakında bizim kadınlarımız Gürcistan ve Ermenistan’a giderek çocuk bakmak durumunda kalacaklar.

Nerden nereye? Kimin kabahati bu? Kabahat bir masumiyet ifadesi veriyor. Oysa ortada büyük bir suç olduğu kesin. Ve hayır, yalnızca siyasetçiler değil, bu millet de bu suçun ortağı durumunda. Beyinlerini kullanmadıkları için, iradeleriyle değil ilkel duygularıyla hareket ettikleri için suçlular.

Günümüzde de bu ortaklaşa işlenmiş suçun sonuçlarını yaşıyoruz.

Bakın Ermenistan grafiğine. 2014 tarihindeki devalüasyondan günümüze doların piyasa değerini gerçek değerin üzerinde tutuyorlar. Son beş yıllık dönemde ise gerçek değerin aşağıya olan ivmesi hızlanmış durumda.

Elbette ekonomik başarıyı yakalamak yalnızca doların değerini arttırmakla sağlanabilecek bir şey değil. Bunun yanı sıra en uygun kalkınma stratejisini belirleyerek kararlılıkla uygulamak, gerekli altyapı yatırımlarını tamamlamak, siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirmek, uygun mali ve parasal önlemler almak gibi tedbirler de gerekiyor.

Gürcistan’ın devalüasyon uygulaması da yaklaşık olarak Ermenistan’la aynı tarihlere, 2013-2014 yıllarına denk geliyor. Doların piyasa değerini gerçek değerin oldukça yukarısına tırmandırmışlar. Pandemiye kadar olan sonrasındaki 6-7 yıllık dönemde çok büyük bir başarı yakalayamamışlar aslında. Son dört yıllık dönemde ise kırmızı renkli gerçek değer eğrisinin ne kadar yüksek bir ivmeyle aşağıya eğrildiğini görüyorsunuz.

Gürcistan ve Ermenistan’ın bu başarısını, ülkelerin son yedi yıllık toplam büyüme rakamlarında da görüyoruz. Son yedi yıl içerisinde Gürcistan %49, Ermenistan ise %44 büyümüş durumda.

İlk on sırada ise Çin, Hindistan, Vietnam, Bangladeş gibi Güney Doğu Asya ülkelerinin yanı sıra Etiyopya, Ruanda, Tanzanya, Uganda gibi Orta Doğu Afrika ülkeleri yer alıyor. Son yıllarda Afrika’nın çehresi hızla değişmeye başlamış durumda.

İkinci sıradaki Ruanda’nın grafiğine bakınız. Henüz kırmızı renkli gerçek değer eğrisi başını eğmemiş durumda. Bu durum henüz halkının toplu refahını arttıracak yönde büyük bir başarı yakalanamadığını gösteriyor. Fakat doların piyasa değeri gerçek değerinin %126 üzerinde bulunuyor.

Üçüncü sıradaki Bangladeş’in grafiğinde ise, son bir buçuk yıldır doların piyasa değeri tırmanışını sürdürürken gerçek değer eğrisinin nihayet başını eğdiğini görüyoruz. Gerçek değer eğrisi pozisyonunu koruyacak olursa, piyasa değerindeki artış eğilimi de duracak ve ülke ekonomisinde halkın yararına çok daha olumlu gelişmeler yakalanabilecektir.

Bangladeş dünyanın en fakir ancak en hızlı gelişmekte olan ülkelerinden birisi durumunda.

Vietnam grafiğine bakınız. Son on beş yıldır doların piyasa değeri yükselmeyi sürdürüyor ancak doların gerçek değeri artık başını aşağıya eğmiş durumda ve aralarındaki fark büyüyor. Bu fark günümüzde %97.5 seviyesinde.

Ulusal parayı değersizleştirmenin ekonomik başarının yakalanmasında ve yurttaşlarının refahının arttırılmasında bir tesadüf olmadığını görüyorsunuz, değil mi?

Uganda’ya bakınız. Burada da benzeri bir resim var. Çok küçük değerlerle olsa da doların piyasa değeri artmayı sürdürüyor ancak doların gerçek değeri son on yıldır gerileme içerisinde. Yani Uganda’nın ekonomisi ABD’nin ekonomik performansından son on yıldır daha iyi durumda.

Ülkelerin son yedi yıllık toplam büyüme oranlarında Türkiye ise 14. sırada bulunuyor. Son yedi yılda %35 büyümüşüz. Buna inanıyor musunuz?

Ya yandaşlar, beşliler falan böyle büyüdü herhalde ya da enflasyon rakamlarını doğru açıklamadığı aleni olan TÜİK, belki büyüme rakamları ile de oynuyor olabilir. Yoksa biz yurttaşların bu son yedi yılda %35 büyüdüğü değil en az bu oranda küçüldüğü son derece net.

Son bir yıllık büyüme oranı olarak ise Türkiye %2.45 ile 47. sırada bulunuyor. Arjantin, Jamaika, Yeni Zelanda küçülmüş durumdalar. Avrupa ve İngiltere’nin büyüme oranları %1’in altında.

Çek Cumhuriyeti’nin büyüme oranı %1.45. Son yedi yıllık büyüme oranı da yine düşüktü, %8.90’dı ve 62. sıradaydı. Bu durumu, gerçek dolar eğrisinin son yedi yıldır süregelen yukarı eğiminden de anlıyoruz. Ve son dönemde bu iki eğri arasındaki açıklık -%50’yi bulmuş durumda.

Çekya’nın ihracat rakamı ithalat rakamının üzerinde aslında ancak verdiği cari açığın milli gelire oranı %5’i aşmış durumda. Avrupa Birliği üyesi olmasının avantajıyla ve elbette bir hukuk ülkesi olmayı başarması sayesinde mevcut açığını doğrudan yabancı sermaye girişleriyle finanse ediyor.

Suudi Arabistan ve Bahreyn’in büyüme rakamları da çok yüksek sayılmaz ancak son kırk yıldır süren son derece istikrarlı bir ekonomileri bulunuyor. İlk grafik Suudi Arabistan’ındı. Şimdiki grafik Bahreyn’in. Paralarının değerinin ABD Doları’na nasıl sabitlendiğini görüyorsunuz. Kırmızı renkli gerçek dolar değerleri ise geriliyor. Yani ABD’nden daha başarılı bir ekonomileri var.

Son bir yıllık sürede en yüksek hızda büyüyen ülkeler arasında, tıpkı son yedi yıllık dönemde olduğu gibi, yine Ruanda, Etiyopya, Gürcistan, Vietnam, Uganda gibi ülkeler bulunuyor.

Kamboçya yedinci sırada. Bu ülke de parasının değerini ABD dolarına sabitlemiş durumda. Kırmızı renkli gerçek dolar değeri ise yüksek ivmeli gerilemesini, dolayısıyla Kamboçya ekonomisi istikrarlı büyümesini ve halkının refahını artırmayı sürdürüyor.

Hindistan yüksek oranlı büyüme oranları sağlayan bir ülke. Hatta zaman zaman ikinci Çin olma yolunda ilerlediği söyleniyor. Ancak grafiğine baktığımızda durumun pek de böyle olmadığını görüyoruz. Hindistan rekabet avantajı sağlamak için parasının piyasa değerini düşürmeyi sürdürüyor. Ancak kırmızı renkli gerçek dolar eğrisi de yaklaşık aynı oranlarda yükseliyor. Yani henüz gerçek ve halka yansıyan bir ekonomik başarıdan söz edilemez. Fakat bu durum birkaç yıl içerisinde değişebilir. Bunun işaretleri de izlenmiyor değil.

Filipinler ekonomisi ise çok daha başarılı. Son on yıldır doların piyasa ve gerçek değeri, birbirlerine zıt yönlerde ivmelenmiş durumdalar. Bu grafik bize, doların piyasa değerindeki yükselişin, illa ki enflasyonda bir artışa yol açmadığının kesin bir delili niteliğinde.

Şimdiki tablomuzda ülkelerin son yedi yıllık toplam enflasyon oranlarını görüyoruz.

Arjantin %6679’luk oran ile son sırada. Onu Türkiye ve İran izliyor. ENAG verilerine göre son yedi yılın toplam enflasyon oranı %2624. Türkiye ortalaması ise %1187. Yani Türkiye’de son yedi yıl içerisinde hayat, yedi ila yirmi yedi kat arasında bir oranda pahalılaşmış durumda.

Şimdiki tabloda son bir yıllık enflasyon oranları yer alıyor. Türkiye ve Arjantin yine son sıradalar. Onları Nijerya ve İran gibi ülkeler izliyor. Savaş halindeki Ukrayna’da %14’lük, Rusya’da ise %10’luk enflasyon var. Gürcistan’ın enflasyonu %2.83 ve Ermenistan’ın enflasyonu %2.91. İsrail’inkisi %3.24.

Çin’in ve Endonezya’nın enflasyonu ise eksi değerlerde bulunuyor. Endonezya’da geçim son bir yıl içerisinde %0.42 oranında ucuzlamış durumda.

Bunun nedenini Gerçek Dolar Değeri grafiklerinde görüyoruz. Son on beş yıldır, önceki on beş yıla nazaran Endonezya parasının piyasa değeri yükseliyor ancak bu durum enflasyonda bir artışa yol açmadığı gibi kırmızı renkli gerçek dolar eğrisini de geriletiyor. Bu sayede Endonezya üretim mallarının pazarlanmasında rekabet avantajı sağlıyor ve bu durum dönüp dolaşıp ekonomisini güçlendirirken halkının refahını da artırıyor.

Aşağıdaki tablo, ülkelerin son yedi yıllık ekonomik performans değerlerini veriyor. Rakam ne kadar düşükse, bu durum o ülkenin o kadar başarılı olduğu anlamına geliyor. Çin 3.75 puan ile birinci sırada. Onu Güney Doğu Asya ülkeleri ile Orta Doğu Afrika ülkeleri izliyor. Ermenistan, İsrail, Endonezya, Güney Kore ve Gürcistan ilk on beş içerisindeki diğer ülkeler. Türkiye hormonlu büyüme rakamları ve törpülenmiş enflasyon rakamları ile 63. sırada.

Azerbaycan 58. sırada bulunuyor. 2014, 2015 ve 2016 yılındaki güçlü devalüasyonlar sonrasında, paralarının değerini son on yıldır ABD dolarına sabitlemiş durumdalar. Ancak diğer önlemleri gereğince sağlayamamış olacaklar ki, Gerçek Dolar Değeri yükselişini sürdürüyor. Dahası, son iki yıl içerisinde bu ivme artmış durumda. Bu yıl içerisinde belki de piyasa değeri gerçek değerin altında inecek ve bu gelişme Azerbaycan parasının yeni bir devalüasyon ile karşılaşmasının önünü açacak.

Şimdiki tablomuzda ülkelerin son bir yıldaki ekonomik performans değerlerini görüyoruz. Bu listede Çin ikinciliğe düşerken, Endonezya birinciliğe yükselmiş durumda. Son sırada Arjantin var. Ondan bir üst sırada da Türkiye. Yani yayın başlığımıza geri dönecek olursak, Türkiye dünyanın en kötü ikinci ekonomisi durumunda.

Bu son tablomuzda ise para birimini değersizleştirmenin ülkelerin ekonomik performansları üzerindeki etkisini izliyoruz.

Ülkelerin solunda ekonomik performans listesinde kaçıncı sırada bulundukları ve sağında ise Gerçek Dolar Değeri sıralamaları yer alıyor. Renklendirilmiş ülkeler dışında, bu iki liste birbirleriyle uyum içerisinde.

Renklendirilmiş ülkelerin uyumlarındaki bozulmanın nedenleri ise şunlar:

Çoğunluktaki sarı renk ile işaretlenenler, büyük olasılıkla enflasyonu düşük büyüme rakamlarını yüksek açıkladığı düşünülebilecek ülkeler.

Mor renk ile işaretlenmiş Danimarka ve İsviçre ise güçlü ve konvertibilite değeri yüksek para birimine sahip olan ülkeler.

Yeşil renk ile işaretlenmiş İsrail ve Ermenistan’ın yardım ve yatırım anlamında yüksek oranlı dış destek aldıkları söylenebilir.

Açık mavi renkli Bolivya ve Guatemala ise paralarının değerini ABD dolarına sabitlemiş olan ülkeler.

Danimarka grafiğine bakınız. Paralarının piyasa değeri yükselmeye başladığından bu yana gerçek dolar eğrileri de gerilemeye başlamış durumda. Daha öncesinde ise ekonomileri bu kadar başarılı değildi.

Kenya grafiği ile bitiriyoruz. Paralarının konvertibilite gücü düşük olduğundan ve piyasa değeri gerçek değerin altında bulunduğundan dolayı çok başarılı bir performans sergilemiyorlardı. Son beş yıldır ise paralarının piyasa değerindeki güçlü tırmanış nedeniyle kırmızı renkli gerçek dolar değeri eğrileri nihayet gerilemeye başlamış durumda.



Görüşmek üzere. Sevgiler…


UYARI

UYARI