dolar baskılanıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolar baskılanıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2025 Pazar

TÜSİAD'ın Çığlığının Nedeni

TÜSİAD, “Hem sanayici hem işveren hem de çalışan mutsuz!” dedi ve iktidarın tüm yapılarının tepkisini çekti. Etki de tepki de normaldir fakat normal olmayan bunun kovuşturmaya neden olmasıdır.

TÜSİAD ayrıca enflasyonla mücadelenin maliyetlerinden, suistimal ve kayırmacılıktan, siyasi tutuklamalar artarken gerçek suçluların salıverildiğinden söz etti. “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmanın, şirket kurmaktan daha kolay” hale geldiğini söyledi.

Tüm bu çığlığın ardındaki temel neden ise, sanıyorum, ifade ettikleri şu sözde saklı: “İhracatçı kan ağlıyor, ithalatın cazibesi artıyor.”

Durum niçin böyle? Dolar baskılanıyor da ondan. Dışarıdan ithal etmek, bunu yurtiçinde üretmekten daha ucuza geliyor da ondan. Eskiden yerli malı haftası vardı, artık bütün bir yıl ithal malları senesine döndü de ondan.

Haydi, eller havaya. Getir yurtdışından sat millete. Kolay para!

Ya da...

Yap köprüleri, yolları, havaalanlarını, hastaneleri; bırak torunlar ödesin. Eller havaya…

Deliler ülkesine döndük vesselam.

Bunun adı ne ülke yönetimi ne de ekonomi yönetimidir. Bunun adı, çok başka bir şeydir.

Gerçekten ülkemizin ekonomi modeli ne? Bileniniz var mı?

Bakan Nebati döneminde, hani şu meşhur epistemolojik kopuşun yaşandığı ve ortodoks politikaların terk edildiği dönemde, kucaklarında buldukları durumu, sanki bir ekonomik modelmişçesine “Yeni Ekonomi Modeli (yani YEM)” olarak adlandırmışlardı. Sonra bunun adını TEM (yani Türkiye Ekonomik Modeli) yaptılar. İçinde bulunduğumuz yüzyılın adını da biliyorsunuz, Türkiye Yüzyılı koydular. Adlandırma yaparken maşallah, hiç ellerini sakınmıyorlar, en üst perdeden coşuyorlar. Ama bakıyorsunuz, içleri hep kofti. Daha o sene içerisinde bunun böyle olduğu çok net anlaşılabiliyor.

Geçen sene Emekliler Yılı’ydı, hallerini gördük. Bu sene Aile Yılı. Allah korusun diyelim…

Yeni Ekonomi Modeli’nde, Türk lirasının değer kaybetmesine bağlı olarak oluşan rekabetçi döviz kurları sayesinde cari işlemler fazlası oluşacağı, döviz bolluğu ve düşük faizlerle birlikte üretim, yatırım ve istihdamın artacağı ve nihayetinde enflasyonun düşeceğini öngörmüşlerdi.

Peki öyleyse niçin dövizi baskılıyorsunuz?

İlk söyledikleri “Faizi düşürelim, enflasyon düşsün,” anlayışıydı, enflasyon daha da azdı. Şimdi “Doları baskılayalım, enflasyon düşsün,” diyorlar, yine başaramayacaklar. Çünkü üretimi bitirdiler, çünkü insanların alım gücünü erittiler.

Azınlıktaki on milyon kişiyle koca ülkeyi döndürmeye, ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyorlar. Geride kalan bu yetmiş beş milyon ise -elbette sabır dilemeyeceğim- Allah akıl fikir versin diyorum.

İbrahim Güran Yumuşak diye bir adam var. Profesörmüş, hatta iktisat dekanıymış; işte bu adam Yeni Ekonomi Modeli’nin Türkiye Modeli olarak literatürde yerini alacağını, diğer ülkelere örnek teşkil edeceğini, böylece Türkiye’nin bölgesel/küresel ölçekte lider ülke konumunu pekiştireceğini söylemiş.

Yazıklar olsun! Başka bir şey söylemeyeceğim.

Aklı başına insanlar Türkiye’de herhangi bir ekonomik model uygulanmadığını, “Alla Turca İktisat” ya da “İdare-i Maslahat İktisadı” olarak adlandırılabilecek, bir günü diğerine uymayan ve günü kurtarmaya dönük yamalı bohçaya ya da “Pansuman Modeli”ne benzediğini söylüyorlar zaten.

Peki Gerçek Dolar Değeri ne? Bunu görmek isterseniz bir öncesi blog metnine bakabilirsiniz.


UYARI

UYARI