Ekonomi yönetiminin enflasyonla
savaşmak için uyguladığı politikalardan birisi dövizdeki fiyat artış oranlarını kontrol altında tutmak yani dövizi bastırmak, ikinci yöntem ise vatandaşın alım gücünü düşürmek şeklinde tezahür ediyor, ne
yazık ki. Bunu uyguladıkları ekonomik politikalardan anlıyoruz.
İşin
özeti; alım gücü kaybının ve aslında enflasyonun da nedeni, yapılan siyasi tercihlerin
sonucudur.
Enflasyonu
düşürmek de alım gücünü korumak da aslında son derece kolay fakat siyasi ve
ekonomik kadrolar bunu yapmıyorlar çünkü uyguladıkları para ve maliye
politikalarından vazgeçmek istemiyor, yurttaşın alım gücünü düşürmeyi tercih
ediyorlar.
Bunun
nasıl olduğunu anlatayım size: Ekonomi idaresinde, para ve maliye politikaları
olarak elinizde iki araç bulunur.
Enflasyonu
düşürmek istiyorsanız, para politikalarıyla yapılabilecekler bellidir. Bir
yandan faizleri artıracak, tasarrufu özendirip tüketimin cazibesini
düşüreceksiniz, diğer yandan fazla para basmayacak, piyasadaki para miktarını
azaltacak, böylece üretici, aracı her kim varsa, ayakta kalmak istiyorlarsa,
kar oranlarını düşürüp ürünlerine zam yapmamalarını sağlayacaksınız. Elbette bu
önlemleri uygularken herhangi bir kıtlığa da yol açmamanız gerekir.
Peki,
bugüne kadar para piyasası yönünden ne yaptılar? Bir yandan ideolojik
kaygılarla bilimden uzaklaşarak faizleri düşük tuttular, diğer yandan para
basmaya devam ettiler. Enflasyon azmayacak da ne olacak böyle bir ortamda?
İnsanlar neyi var neyi yok, son paralarını mala mülke yatırmak zorunda kaldılar.
Üretici ve esnaf da düşen ciroları ve insanların gerileyen alım gücü nedeniyle
sürümden kazanamadıkları için mal ve hizmet başına satış fiyatlarını yükselttiler.
Maliye
politikasının araçları ise vergi, kamu harcamaları, borçlanma ve diğer
politikalar şeklinde belirleniyor. Bu önlemleri alırken de bankacılık sistemine
zarar vermediğinizden emin olmalısınız.
Hükümetin maliye politikaları olarak tercihi
ne? Tek tek sayalım:
Vergileri artırmak ve toplumun alım gücüne bir
şaplak da buradan vurmak.
Kamu harcamalarını kısmak bir yana, ne yazık
ki daha da artırmak.
Enflasyon karşısında düşük faiz verip Türk
yatırımcısını üzerken, dolar cinsinden yüksek faizli borçlanmaya hız vermek.
Bütçeye
ağır yük getiren geçiş garantili, hasta garantili devasa yandaş
yatırımlarından, uygulanan yüksek maliyetli sığınmacı politikasından, kaynaklarımızın
Suriye politikasına boca edilmesinden ve benzeri pek çok yanlış maliye
politikalarından vazgeçmemek.
Hükümet
sizi öncelemiyor ki! Açık ya da saklı başka planları, başka öncelikleri var. Politik
önceliklerinin, ideolojik kaygılarının, yani siyasi tercihlerinin en dibinde
yer alıyorsunuz. Alım gücünüz gerilemeyecek de ne olacak? Büyük düşünmekten -onu
da beceremiyorlar- siz yurttaşları düşünmeye fırsat ve vakit bulamıyorlar.
Tekrar
edelim: Alım gücü kaybının ve enflasyonun nedeni, siyasi tercihlerin sonucudur.
Oylarınızla birini seçersiniz, sonra onun verdiği kararların sonucunu
yaşarsınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için teşekkür ederim.